Beşiktaş,
Türkiye Kupası grubundaki dördüncü maçında, bir hafta önce deplasmanda 1-1
berabere kaldığı 1461 Trabzon'u ağırladı.
Olimpiyat
Stadyumu zaten doldurulması kolay olmayan devasa bir stat. Bir de karşılaşmanın
televizyondan canlı yayımlanması eklenince tribünler iyice boş kaldı. Bu
görüntü bana ister istemez seksenli yıllarda televizyon yayınlarıyla ilgili
yapılan tuhaf uygulamaları hatırlattı.
O yıllarda
bazen İstanbul'da önemli bir maç oynandığında, insanların stadyuma gitmesini
teşvik etmek amacıyla televizyon yayını İstanbul ve çevresinde kısıtlanır,
karşılaşma ülkenin diğer bölgelerinde yayımlanırdı. Vatandaş da tuttuğu takımın
maçını izleyebilmek için türlü yöntemlere başvururdu. Çatıya çıkıp anteni
uzaklardaki vericilere çevirmeye çalışan da olurdu, şehir dışına gidip maçı
oradan izleyen de.
Bugün
düşününce inanılmaz geliyor. Bir futbol maçını televizyondan seyredebilmek için
insanlar neredeyse yayın mühendisliği öğreniyormuş.
Şimdi şartlar
elbette çok farklı. Üstelik Vodafone Arena'nın inşaatı tamamlandığında stadyuma
ulaşımımız da çok daha kolay olacak. Gerçek evimize döndüğümüzde bu boş tribün
görüntülerinin de geride kalacağını umuyorum.
Şimdi bakalım
maçta neler olmuş.
Beşiktaş
karşılaşmaya daha atak başladı ve ilk dakikalarda dar alandaki kısa paslarla
rakip ceza sahasına inmeye çalıştı. Ancak bu üstünlük başlangıçta net gol
fırsatlarına dönüşmedi. 9. dakikada kısmen tehlikeli sayılabilecek ilk atak
1461 Trabzon'dan geldi. Kara Kartal'ın ilk ciddi fırsatında ise Olcay'ın
pasıyla ceza sahasında topla buluşan Mario Gomez şutunu çekti ancak top üstten
dışarı gitti.
İlk yarının
büyük bölümünde hücumu düşünen taraf Beşiktaş'tı. 1461 Trabzon ise daha çok
hızlı çıkışlarla etkili olmaya çalıştı. Organize geliştirdikleri birkaç hücum
Beşiktaş savunmasında sonuçsuz kaldı.
Yine de
Karadeniz ekibinin hakkını vermek gerekiyor. Güçlü rakibinin karşısında
yalnızca kendi ceza sahasına kapanıp doksan dakikayı tamamlamaya çalışan bir
takım görüntüsü çizmediler. İmkân bulduklarında ileri çıkmaya, kendi oyunlarını
oynamaya ve Beşiktaş'a karşı direnmeye çalıştılar. Bir hafta önce Trabzon'da
gösterdikleri mücadeleyi burada da sürdürdüler.
27. dakikada Necip ceza sahasında son çizgiye kadar indi ve yaptığı
orta direkten döndü. İlk yarı boyunca Beşiktaş daha fazla hücum etse de
beklenen gol bir türlü gelmedi ve devre 0-0 sona erdi.
İkinci yarıda
Şenol Güneş oyuncu değişiklikleriyle hücum gücünü artırmaya başladı. Cenk'in de
sahaya girmesi hocanın beraberlikle yetinmek istemediğini açıkça gösteriyordu.
Kerim de karşılaşma boyunca oldukça çalışkan bir görüntü sergiledi.
72. dakikada Quaresma kendi başlattığı atağın devamında Beck'ten aldığı
pasla rakibini çalımlayıp kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak pozisyondan sonuç
çıkmadı. Dakikalar ilerledikçe maç giderek rutin bir hâl almaya başladı. 80.
dakikaya geldiğimizde gol çıkacağına dair inancım da iyice azalmıştı.
73. dakikada Quaresma sağ kanattan ortaladı, Olcay'ın vuruşu direğin
hemen yanından dışarı çıktı.
Maç bitmek
üzereydi.
Ben artık
istemeye istemeye beraberliğe razı olmuştum.
Q7 ise belli
ki olmamıştı.
89. dakikada sağ kanattan kendisine özgü trivela vuruşlarından birini
yaptı. Kaleci topu çıkarmayı başardı ama vuruşun etkisiyle kontrolünü tamamen
sağlayamadı. Top ellerinden kurtulup yeniden kaleye yöneldi ve neredeyse
çizgiyi geçiyordu.
Bu trivela
vuruşlarında biraz büyü var herhalde. Topun kaleciyi o hâle nasıl getirdiğini
başka türlü açıklamak kolay değil.
90+1'de
Quaresma bu kez sol kanattan atağa kalktı ve bir başka trivela ortasını
Gökhan'la buluşturdu. Rahat durumda olmayan Gökhan topu kafayla kaleye
göndermek yerine Cenk'in önüne indirdi.
Cenk'i
biliyorsunuz.
Net gol
pozisyonlarını kolay kolay affetmiyor.
Sert bir
vuruşla topu ağlara gönderdi ve hepimizin artık golsüz biteceğine inandığı maçı
son anda Beşiktaş'a çevirdi.
Bir kupa
maçında, üstelik uzun süre gol bulamadığımız bir gecede, 90+1'de gelen bu golün
değeri yalnızca üç puandan ibaret değildi. Şenol Güneş beraberliğe razı
olmamış, yaptığı değişikliklerle son ana kadar galibiyeti aramıştı. Futbolcular
da maç bitmeden oyundan vazgeçmemişti.
Sonunda
Quaresma'nın trivela ortası, Gökhan'ın akıllı kafa pası ve Cenk'in bitiriciliği
üç puanı getirdi.
Kara Kartal
böylece grubunda da liderlik koltuğuna oturdu.
Şimdi Beşiktaş hem ligde hem Türkiye Kupası'nda lider olarak yoluna devam ediyor.
Stadyum: Atatürk Olimpiyat Stadyumu
Hakemler: Kutluhan Bilgiç, Ahmet Şimşek, Osman Gökhan Bilir, Özgür Sepin (4.
Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail (Dk.40 Quaresma), Necip, Oğuzhan,
Olcay, Kerim, Mustafa (Dk.46 Cenk), Gomez (Dk.68 Gökhan)
Yedekler: Günay, Serdar, Tosic, Veli, Quaresma, Gökhan, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
1461 Trabzon: İbrahim, Erhan, Akakpo, Okan, Aytaç, Emrullah, Ali (Dk.68 Yaser),
Yüksel, Batuhan, Ziya Alkurt (Dk.75 Arquin), Hamza (Dk.84 Abdulkadir)
Yedekler: Ziya Aydın, Oktay, Ömer, Abdulkadir, Kaan, Arquin, Yaser
Teknik Direktör: Aşkın Dilli
Gol: Cenk (Dk.90+2)
Sarı Kartlar: İsmail (Dk.37), Olcay (Dk.79)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder