Öncelikle kadro tercihine bakmak gerekiyor.
Beşiktaş hafta içinde Şampiyonlar Ligi'nde Dinamo Kiev'i ağırlamış ve 1-1
berabere kalmıştı. Şenol Güneş doğal olarak Rizespor karşısına farklı bir
kadroyla çıktı. Fakat doğrudan hocayı eleştirmek yerine sahaya çıkan takıma
bakmak gerektiğini düşünüyorum. Savunması ve orta sahası gayet yerinde, üstelik
iki santrforla oynayan bir Beşiktaş vardı. Elbette buna as kadro diyemeyiz ama
eksik bir takım da değildi. O hâlde ilk 45 dakikanın neden böylesine düşük
tempoda ve galibiyet arzusundan uzak geçtiğini de sormak gerekiyor.
Seksenli yıllarda alışık olduğumuz bir takım
anlayışı vardı. Neredeyse değişmeyen bir ilk on bir sahaya çıkar, forma
numaraları bile birden on bire sıralanırdı. Bir oyuncu sakatlanmadığı sürece
yedeklerden birinin forma bulması kolay değildi. Fakat artık yıl 2016 ve futbol
çok değişti. Büyük takımlar yalnızca güçlü bir ilk on bire değil, farklı
kulvarlarda oynarken sahaya sürebilecekleri alternatif kadrolara da sahip olmak
zorunda. Beşiktaş'ın hedefi Türkiye sınırlarını aşmaksa, sahaya hangi oyuncular
çıkarsa çıksın takımın kazanma isteğini ve oyun anlayışını koruyabilmesi
gerekiyor. İlk yarıda bunu başardığımızı söylemek ne yazık ki mümkün değildi.
Neyse ki devreyi gol yemeden kapattık.
Şenol Güneş ikinci yarıya iki değişiklikle
başladı. Quaresma ve Aboubakar oyuna girerken Olcay ile Ömer kenara geldi. Q7
ve Aboubakar'ın katılmasıyla birlikte karşılaşmanın görüntüsü de değişti ve
Beşiktaş, Rizespor üzerinde daha fazla baskı kurmaya başladı. Bu sevindirici
olduğu kadar üzerinde düşünülmesi gereken bir durum. Çünkü as oyuncular oyuna
girdikten sonra takımın böylesine belirgin biçimde değişmesi, kadro
alternatiflerinin henüz aynı oyun seviyesine ulaşamadığını gösteriyor.
Bir de bugün topun Beşiktaş'ı pek sevmediği belliydi. Ne kadar hücum etmeye
çalışsak ya pozisyonlar cılız kaldı ya da son vuruşlar kaleyi bulmadı. Top
sanki Kara Kartal'dan kaçıyor, gol olmamak için elinden geleni yapıyordu.
Rizespor ise özellikle ikinci yarıda daha çok kendi yarı sahasında kalmayı
tercih etti. İlk yarıdaki düşük tempomuzu değerlendirebilselerdi karşılaşmanın
bizim açımızdan çok daha zor bir hâle gelmesi mümkündü.
Dakikalar ilerledikçe 0-0'ın maçın sonucu
olacağı düşüncesine iyice alışmaya başlamıştım. 80. dakikadan sonra Rizesporlu
oyuncular da oyunun temposunu düşürmeye başladı. Bunu çok da yadırgamıyorum;
Beşiktaş karşısında alınacak bir puanın onlar açısından değerli olması son
derece doğal.
Şenol Güneş son hamlesini Adriano'yu oyuna
alarak yaptı. Bu kez Necip kenara geldi. Adriano'nun Barcelona'dan gelen,
önemli tecrübeye sahip bir transfer olduğunu unutmamak gerekiyor. Sezon
ilerledikçe Beşiktaş'a kritik anlarda katkı sağlayabilecek bir oyuncu olduğunu
düşünüyordum ama bunun ilk büyük örneğini görmek için fazla beklememiz
gerekmedi.
Doksan dakikası golsüz tamamlanan karşılaşmada
hakemin verdiği üç dakikalık uzatma oynanıyordu. Adriano orta sahanın biraz
ilerisinde topu önünde buldu, kafasını kaldırdı ve kalecinin konumunu gördü.
Ardından öyle bir vurdu ki eski spikerlerin deyişiyle kaleci topu görmedi bile
sayın seyirciler. Top ağlara giderken ortaya tam jeneriklerde kullanılacak
türden bir gol çıktı.
Gol kadar Adriano'nun sevinci de hoşuma gitti.
İtiraf etmeliyim ki transferini ilk duyduğumda, kariyerinin bu döneminde
Beşiktaş'a gelen büyük isimlerden biri olarak burayı yalnızca yeni bir
profesyonel durak gibi görebileceğinden endişelenmiştim. Fakat o golün ardından
yaşadığı sevinci görünce bu düşüncemden dolayı biraz utandım. Siyah-beyaz
formayı üzerine geçirdiğinde sanki kırk yıllık Kara Kartal'a dönüşmüştü.
Ne yalan söyleyeyim, maçın sonlarına
geldiğimizde Beşiktaş'ın kazanacağına artık pek inanmıyordum. Adriano öyle bir
anda ve öyle bir golle çıktı ki bir kez daha topun gerçekten yuvarlak olduğunu
hatırladık.
İyi oynamadığımız bir deplasmandan son
dakikada üç puan çıkardık. Şampiyonluk yolunda bazen güzel futbol kadar böyle
maçları kazanabilmek de önemli.
Bize de bu cumartesi akşamının keyfini
çıkarmak ve başımızı yastığa rahat koymak kaldı.
Stadyum: Çaykur Stadyumu
Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun
Rizespor: Diallo, Orhan Ovacıklı, Oboabona, Ümit Kurt, Dhurgham İsmail,
Petrucci, Saadane, Ahmet İlhan Özek (Dk.62 Kweuke), Janster, Emrah Başsan
(Dk.85 Atiemwen), Oğulcan Çağlayan (Dk.90 + 2 Özgür Çek)
Beşiktaş: Fabricio, Beck, Tosic, Marcelo, Caner Erkin, Necip Uysal (Dk.75
Adriano), Hutchinson, Tolgay Arslan, Ömer Şişmanoğlu (Dk.46 Aboubakar), Olcay
Şahan (Dk.46 Quaresma), Cenk Tosun
Gol: Dk.90+3 Adriano (Beşiktaş)
Sarı Kartlar: Ahmet İlhan Özek (Rizespor), Tolgay Arslan, Marcelo, Quresma, Adriano
(Beşiktaş)

















