Kara Kartal, Başakşehir deplasmanından bir puanla
dönmeyi başardı. Karşılaşmanın zorluğundan çok oynanış biçimi beni yordu. Ev
sahibi takımın oyunu mümkün olduğunca daraltan, tempoyu düşüren ve Beşiktaş'ın
hücum düzenini bozmaya çalışan futbolu, maçı benim açımdan adeta bir ıstıraba
dönüştürdü.
Şimdi bu karanlık açılış paragrafını biraz açalım.
Futbol takımı denildiğinde benim aklıma yalnızca aynı
formayı giyen on bir oyuncu gelmiyor. O insanları bir araya getiren bir geçmiş,
bir aidiyet ve zaman içinde oluşmuş bir kültür de geliyor. Takım olmak biraz da
ortak bir hafızaya sahip olmak demek.
Belki bu yüzden Başakşehir'e baktığımda o bağı henüz
hissedemiyorum. Bir kulübün adı değişebilir, ekonomik yapısı güçlenebilir, iyi
futbolcular transfer edilebilir ve sportif açıdan başarılı bir takım
kurulabilir. Fakat taraftar kültürü başka bir şey. Para ve organizasyonla kısa
sürede güçlü bir futbol takımı yaratabilirsiniz ama kuşakların biriktirdiği
hatıraları birkaç yılda oluşturamazsınız.
Belki de bu konuda biraz eski kafalıyım. Benim futbol
anlayışımda tribündeki atkının, yıllardır anlatılan bir maçın, babadan oğula
geçen bir hikâyenin, çocukken tutulmaya başlanmış bir takımın ayrı bir yeri
var. Başakşehir'in tribünlerine baktığımda henüz böyle bir geçmiş göremiyorum.
Elbette her kulübün hikâyesi bir gün bir yerden başlar.
Belki zaman geçtikçe Başakşehir de kendi hafızasını oluşturacaktır. Fakat bugün
benim karşımdaki görüntü, güçlü bir futbol organizasyonundan fazlasını
hissettirmiyor.
Beşiktaş maça iyi başladı. Mario Gomez daha ilk yarının
erken bölümlerinde dört önemli gol fırsatı yakaladı fakat hiçbirini
değerlendiremedi. Futbolun garip tarafı da burada ortaya çıktı: Beşiktaş
defalarca geldi, Başakşehir çok daha az geldi ama golü bulan ev sahibi takım
oldu.
Başakşehir oldukça sert oynuyordu. Hakemin bazı müdahalelerde oyunun devamına izin vermesi de maçın fiziksel dozunu giderek artırdı. İlk yarı bittiğinde benim beklentim Beşiktaş'ın ikinci yarıya en az iki değişiklikle başlamasıydı. Bunlardan biri kesinlikle Quaresma, diğeri de Cenk olmalıydı.
Şenol Güneş ise beni şaşırtarak takımını hemen
değiştirmemeyi tercih etti.
Ardından ikinci golü yedik.
Ne yalan söyleyeyim, maç 2-0 olduğunda işin bittiğini
düşündüm. Benim teorime göre bu karşılaşmanın içinden artık çıkamazdık.
Neyse ki Beşiktaş'ın benim teorilerime uyma zorunluluğu
yokmuş.
Beklediğim oyuncu değişiklikleri için 61. dakikaya kadar
sabretmem gerekti. Quaresma nihayet oyuna girdi ve kısa süre içinde hücumun
görüntüsünü değiştirmeye başladı. Ceza sahasına art arda tehlikeli ortalar
gönderdi. Dördüncü denemesinde topu, kendisi gibi sonradan oyuna giren Cenk'le
buluşturmayı başardı ve Beşiktaş farkı bire indirdi.
Var ya Quaresma, sen benim adamımsın.
Bana kalsa seni doksan değil, üç yüz doksan dakika
oynatırım.
Onun oyuna girmesiyle Beşiktaş daha derli toplu hücum
etmeye başladı. Öyle ki bir süre sonra yalnız beraberlik değil, galibiyet
ihtimali bile görünmeye başlamıştı. Başakşehir ise yediği golün ardından önceki
oyun düzenini aynı rahatlıkla sürdüremedi.
83. dakikada kullanılan serbest vuruşun devamında Atiba topu ağlara
gönderdi ve skoru 2-2'ye getirdi.
Maç boyunca Başakşehir'in temel düşüncesi Beşiktaş'ın
oyun alanını daraltmak gibi göründü. Topu özellikle kanatlara yönlendirip oyunu
oralarda sıkıştırdılar. Sert müdahaleler yaptılar, teması bol kullandılar ve
zaman zaman yerde kalarak temponun düşmesine de katkıda bulundular. Benim
seyretmekten hoşlandığım futbol bu değil ama rakibin oyununu bozmak da futbolun
bir parçası.
Sonuçta Başakşehir istediği oyunu uzun süre sahaya
yansıttı ve Beşiktaş'tan puan almayı başardı.
Fakat benim için gecenin asıl önemli tarafı başka.
2-0 geriye düşen Beşiktaş maçı bırakmadı. Şenol Güneş'in
hamleleriyle oyunun görüntüsü değişti; Quaresma hücuma hareket getirdi, Cenk
golü buldu, Atiba beraberliği getirdi.
Bir ara kaybettiğimi düşündüğüm maçtan bir puanla
ayrıldık.
Şampiyonluk yolunda bazen kazandığınız maçlar kadar,
kaybetmeyi reddettiğiniz maçlar da önemlidir.
Bu gece Kara Kartal kazanamadı.
Ama 2-0'dan geri dönerek kolay kolay teslim
Stadyum: Başakşehir Stadyumu
Hakemler: Ali Palabıyık, Fevzi Demirhan, Serkan Çimen, Mehmet Cem Satman (4.
Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Delgado, Necip, İsmail, Atiba, Oğuzhan, Gökhan (Dk.69
Cenk), Sosa, Olcay (Dk.61 Quaresma), Gomez
Yedekler: Boyko, Serdar, Tosic, Veli, Kerim, Quaresma, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Başakşehir: Volkan, Bekir, Alparslan, Epureanu, Yalçın, Mahmut, Doka, Visca,
Mossoro (Dk.84 Stefano), Emre (Dk.75 Rotman), Mehmet (Dk.46 Sokol)
Yedekler: Faruk, Ferhat, Rotman, Cenk, Sokol, Semih, Stefano
Teknik Direktör: Abdullah Avcı
Goller: Visca (Dk.25), Mahmut (Dk.54), Cenk (Dk.78), Atiba (Dk.83)
Sarı Kartlar: Delgado (Dk.6), Mehmet (Dk.43), Bekir (Dk.52), Epureanu (Dk.56), Doka (Dk.62), Emre (Dk.66)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder