14 Şubat 2016 Pazar

BAŞAKŞEHİR 2 - 2 BEŞİKTAŞ (14/ŞUBAT/2016)

Kara Kartal, Başakşehir deplasmanından bir puanla dönmeyi başardı. Karşılaşmanın zorluğundan çok oynanış biçimi beni yordu. Ev sahibi takımın oyunu mümkün olduğunca daraltan, tempoyu düşüren ve Beşiktaş'ın hücum düzenini bozmaya çalışan futbolu, maçı benim açımdan adeta bir ıstıraba dönüştürdü.

Şimdi bu karanlık açılış paragrafını biraz açalım.

Futbol takımı denildiğinde benim aklıma yalnızca aynı formayı giyen on bir oyuncu gelmiyor. O insanları bir araya getiren bir geçmiş, bir aidiyet ve zaman içinde oluşmuş bir kültür de geliyor. Takım olmak biraz da ortak bir hafızaya sahip olmak demek.

Belki bu yüzden Başakşehir'e baktığımda o bağı henüz hissedemiyorum. Bir kulübün adı değişebilir, ekonomik yapısı güçlenebilir, iyi futbolcular transfer edilebilir ve sportif açıdan başarılı bir takım kurulabilir. Fakat taraftar kültürü başka bir şey. Para ve organizasyonla kısa sürede güçlü bir futbol takımı yaratabilirsiniz ama kuşakların biriktirdiği hatıraları birkaç yılda oluşturamazsınız.

Belki de bu konuda biraz eski kafalıyım. Benim futbol anlayışımda tribündeki atkının, yıllardır anlatılan bir maçın, babadan oğula geçen bir hikâyenin, çocukken tutulmaya başlanmış bir takımın ayrı bir yeri var. Başakşehir'in tribünlerine baktığımda henüz böyle bir geçmiş göremiyorum.

Elbette her kulübün hikâyesi bir gün bir yerden başlar. Belki zaman geçtikçe Başakşehir de kendi hafızasını oluşturacaktır. Fakat bugün benim karşımdaki görüntü, güçlü bir futbol organizasyonundan fazlasını hissettirmiyor.

Beşiktaş maça iyi başladı. Mario Gomez daha ilk yarının erken bölümlerinde dört önemli gol fırsatı yakaladı fakat hiçbirini değerlendiremedi. Futbolun garip tarafı da burada ortaya çıktı: Beşiktaş defalarca geldi, Başakşehir çok daha az geldi ama golü bulan ev sahibi takım oldu.

Başakşehir oldukça sert oynuyordu. Hakemin bazı müdahalelerde oyunun devamına izin vermesi de maçın fiziksel dozunu giderek artırdı. İlk yarı bittiğinde benim beklentim Beşiktaş'ın ikinci yarıya en az iki değişiklikle başlamasıydı. Bunlardan biri kesinlikle Quaresma, diğeri de Cenk olmalıydı.


Şenol Güneş ise beni şaşırtarak takımını hemen değiştirmemeyi tercih etti.

Ardından ikinci golü yedik.

Ne yalan söyleyeyim, maç 2-0 olduğunda işin bittiğini düşündüm. Benim teorime göre bu karşılaşmanın içinden artık çıkamazdık.

Neyse ki Beşiktaş'ın benim teorilerime uyma zorunluluğu yokmuş.

Beklediğim oyuncu değişiklikleri için 61. dakikaya kadar sabretmem gerekti. Quaresma nihayet oyuna girdi ve kısa süre içinde hücumun görüntüsünü değiştirmeye başladı. Ceza sahasına art arda tehlikeli ortalar gönderdi. Dördüncü denemesinde topu, kendisi gibi sonradan oyuna giren Cenk'le buluşturmayı başardı ve Beşiktaş farkı bire indirdi.

Var ya Quaresma, sen benim adamımsın.

Bana kalsa seni doksan değil, üç yüz doksan dakika oynatırım.

Onun oyuna girmesiyle Beşiktaş daha derli toplu hücum etmeye başladı. Öyle ki bir süre sonra yalnız beraberlik değil, galibiyet ihtimali bile görünmeye başlamıştı. Başakşehir ise yediği golün ardından önceki oyun düzenini aynı rahatlıkla sürdüremedi.

83. dakikada kullanılan serbest vuruşun devamında Atiba topu ağlara gönderdi ve skoru 2-2'ye getirdi.

Maç boyunca Başakşehir'in temel düşüncesi Beşiktaş'ın oyun alanını daraltmak gibi göründü. Topu özellikle kanatlara yönlendirip oyunu oralarda sıkıştırdılar. Sert müdahaleler yaptılar, teması bol kullandılar ve zaman zaman yerde kalarak temponun düşmesine de katkıda bulundular. Benim seyretmekten hoşlandığım futbol bu değil ama rakibin oyununu bozmak da futbolun bir parçası.

Sonuçta Başakşehir istediği oyunu uzun süre sahaya yansıttı ve Beşiktaş'tan puan almayı başardı.

Fakat benim için gecenin asıl önemli tarafı başka.

2-0 geriye düşen Beşiktaş maçı bırakmadı. Şenol Güneş'in hamleleriyle oyunun görüntüsü değişti; Quaresma hücuma hareket getirdi, Cenk golü buldu, Atiba beraberliği getirdi.

Bir ara kaybettiğimi düşündüğüm maçtan bir puanla ayrıldık.

Şampiyonluk yolunda bazen kazandığınız maçlar kadar, kaybetmeyi reddettiğiniz maçlar da önemlidir.

Bu gece Kara Kartal kazanamadı.

Ama 2-0'dan geri dönerek kolay kolay teslim

Stadyum: Başakşehir Stadyumu

Hakemler: Ali Palabıyık, Fevzi Demirhan, Serkan Çimen, Mehmet Cem Satman (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Delgado, Necip, İsmail, Atiba, Oğuzhan, Gökhan (Dk.69 Cenk), Sosa, Olcay (Dk.61 Quaresma), Gomez

Yedekler: Boyko, Serdar, Tosic, Veli, Kerim, Quaresma, Cenk

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Başakşehir: Volkan, Bekir, Alparslan, Epureanu, Yalçın, Mahmut, Doka, Visca, Mossoro (Dk.84 Stefano), Emre (Dk.75 Rotman), Mehmet (Dk.46 Sokol)

Yedekler: Faruk, Ferhat, Rotman, Cenk, Sokol, Semih, Stefano

Teknik Direktör: Abdullah Avcı

Goller: Visca (Dk.25), Mahmut (Dk.54), Cenk (Dk.78), Atiba (Dk.83)

Sarı Kartlar: Delgado (Dk.6), Mehmet (Dk.43), Bekir (Dk.52), Epureanu (Dk.56), Doka (Dk.62), Emre (Dk.66)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder