Beşiktaş, Kadıköy derbisinde Fenerbahçe'ye konuk oldu ve
sahadan 2-0 mağlup ayrıldı. Hayatımda zamanın bu kadar hızlı geçtiğini
hissettiğim maçlardan biriydi. Özellikle ilk yarı göz açıp kapayıncaya kadar
bitti. Şimdi biraz maça bakalım.
Fenerbahçe karşılaşmaya fırtına gibi başladı. Öyle bir
fırtına ki daha üçüncü dakikada golü buldular. Sol kanattan yapılan ortada
Volkan topun gelişine çok güzel vurdu. Daha doğrusu top ayağına kusursuz
oturdu. Bunu Beşiktaşlı olduğum için söylediğimi düşünebilirsiniz ama o anda
içimden, “Volkan bu topa elli defa vursa herhâlde ancak bir tanesi böyle
giderdi,” diye geçirdim. Ne yazık ki o bir tanesi de bize denk geldi.
Golden sonra zaten hızlı başlayan Fenerbahçe temposunu
daha da yükseltti. Beşiktaş top çevirmekte zorlanmaya, zaman zaman kendi yarı
sahasından çıkamamaya başladı. Önce içimden bir “Eyvah” geçti ama ardından ev
sahibi takımın bu tempoyu doksan dakika sürdüremeyeceğini düşündüm. Gerçekten
de uzun zamandır herhangi bir takımda görmediğim kadar iştahlı ve yoğun bir
başlangıç yapmışlardı.
Beşiktaş ise taktik bir tercih olmaktan çok
mecburiyetten uzun toplarla çıkmaya başladı. Bunlar gol getirmedi ama birkaç
tehlikeli hücuma dönüşerek takımın biraz olsun nefes almasını sağladı. Ben “Ne
zaman yorulacak bunlar?” diye beklerken ilk yarı birden bitiverdi.
İkinci yarıda Beşiktaş, belli ki Şenol Güneş'in
talimatıyla daha sakin oynamaya ve topa daha fazla sahip olmaya çalıştı. İlk
yarıda büyük enerji harcayan Fenerbahçe de temposunu düşürünce oyun biraz daha
dengelendi. Bir pozisyonda topumuz direkten döndü ve beraberliğe oldukça
yaklaştık.
Buna karşılık kanatlardan geliştirdiğimiz bazı
hücumlarda oyuncularımız bire bir mücadelelere gereğinden fazla güvenerek
girdiler. Derbide olduğumuzu ve karşımızda sıradan bir lig savunması
bulunmadığını zaman zaman unutuyor gibiydik. Topu rakibin arasından geçirmeye
çalışırken adeta duvara çarpıp geri döndük.
Quaresma yine elinden geleni yaptı ancak maça son derece
iyi yoğunlaşmış Fenerbahçe savunmasını aşmakta o da zorlandı. Buna rağmen o
kendine özgü vuruşlarıyla birkaç tehlikeli orta göndermeyi başardı.
Şenol Güneş'in oyuncu değişikliklerini ise bu kez geç
yaptığını düşünüyorum. Cenk ancak 80. dakikada oyuna girdi. Gol bulmakta zaten
zorlandığımız bir karşılaşmada daha erken sahaya sürülse belki savunmanın
arasından sıyrılabilecek bir pozisyon yakalayabilir ve beraberlik için bize
başka bir seçenek sunabilirdi.
Beklediğim şey yaklaşık 70. dakikada gerçekleşti ve
Fenerbahçe'nin temposu belirgin biçimde düştü. İlk yarıda harcadıkları
enerjinin ardından bunun yaşanması şaşırtıcı değildi. Bu bölümde fauller
sonrasında oyunun sık sık durması beni sinirlendirdi. Hakemin kaybolan sürenin
önemli bölümünü karşılaşmanın sonuna eklemesi ise beklemediğim ama doğru
bulduğum bir karardı; maç beş dakika uzatıldı.
Açıkçası bu karşılaşmadan yenilgi beklemiyordum.
Aklımdaki ilk sonuç gollü bir beraberlik, ikinci ihtimal ise Beşiktaş'ın tek
farklı galibiyetiydi. Maçın bir bölümünde beraberliği yakalayacağımıza da
gerçekten inandım.
Ancak 82. dakikada Beşiktaş savunması beklenmedik
biçimde kontrolsüz yakalandı ve Fenerbahçe ikinci golünü attı. Özellikle bu
gole çok üzüldüm çünkü savunmamızın böyle yakalanmasını Beşiktaş'a hiç
yakıştıramadım.
Fenerbahçe'nin galibiyeti hak ettiğini söylemekten geri
durmayacağım. Maça bizden çok daha iyi başladılar, ilk yarıda oyunu büyük
ölçüde kontrol ettiler ve buldukları avantajı değerlendirdiler. Buna karşılık
Beşiktaş'ın da özellikle ikinci yarıdaki oyunuyla maça ortak olabilecek
fırsatları yakaladığını düşünüyorum. Bu yüzden 2-0'lık skor bana sahadaki
mücadelenin tamamını anlatmıyor.
Bu sezon neredeyse fırsat bulduğum her yazıda spor
medyasının övgülerinden yola çıkarak “Muhteşem Fenerbahçe” diye rakibimize
takıldım. Bu kez cevabı sahada verdiler: iki gol attılar ve bizi mağlup
ettiler. Yapacak bir şey yok. Futbol biraz da böyle bir şey. Rakibinle
uğraşırsın, sonra bir gün gelir o da seni susturur.
Böylece iki takım şampiyonluk yarışında yeniden burun
buruna geldi. Beşiktaş'ın hâlâ eksik bir maçı bulunduğu için puan tablosunu
yalnız o gecenin sıralaması üzerinden değerlendirmek bana doğru gelmiyor. Buna
rağmen maç sonrasındaki yayının Fenerbahçe'nin liderliğini öne çıkararak
başlaması, aylardır aynı konuda söylendiğim için, yenilginin üzerine ayrıca
sinirimi bozdu.
Ben de televizyonu kapattım.
Hatta fişini çektim.
Maç yazısını da bitirdiğime göre bu fasıl burada kapansın. Şimdi önümüzdeki
haftalara bakacağız.
Stadyum: Fenerbahçe Stadyumu
Hakemler: Cüneyt Çakır, Bahattin Duran, Tarık Ongun, Serkan Ok(4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Alexis, Marcelo, İsmail, Atiba, Oğuzhan (Dk.83 Cenk),
Quaresma, Sosa, Olcay (Dk.46 Gökhan), Gomez
Yedekler: Boyko, Serdar, Necip, Tosic, Tolgay, Gökhan, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Fenerbahçe: Volkan, Gökhan, Alves, Kjaer, Caner, Josef, Mehmet, Diego(Dk.61 Ozan),
Alper (Dk.61 Nani), Volkan Şen (Dk.77 Hasan), Van Persie
Yedekler: Fabiano, Kadlec, Şener, Hasan, Ozan, Nani, Fernandao
Teknik Direktör: Vitor Pereira
Goller: Volkan Şen (Dk.3), Nani (Dk.82)
Sarı Kartlar: Alves (Dk.11), Caner (Dk.20), Quaresma (Dk.20), Volkan Ş. (Dk.66), Sosa (Dk.66), Nani (Dk.79)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder