Beşiktaş, şampiyonluğa üç maç kala
çıktığı Galatasaray deplasmanından 1-0'lık galibiyetle dönmeyi başardı. Sezonun
ilk yarısında da Galatasaray'ı mağlup eden Kara Kartal, bu kez ezeli rakibini
deplasmanda yenerek şampiyonluk yolundaki en önemli engellerden birini daha
aştı.
Üstelik Beşiktaş bütün bunları sezonun büyük
bölümünü kendi stadından uzakta geçirerek başardı. Vodafone Arena'nın inşaatı
nedeniyle iki buçuk yıla yayılan evsizlik döneminin ardından takım ancak
sezonun son haftalarında gerçek evine dönebildi. Buna rağmen şampiyonluk
yarışının sonuna kadar ayakta kalmak, başlı başına önemli bir başarı.
Önümüzdeki hafta Osmanlıspor'u Vodafone
Arena'da ağırlayacağız, ardından sezonun son maçında Konyaspor deplasmanına
gideceğiz. Galatasaray karşısında alınan bu üç puanla Beşiktaş artık
şampiyonluğa biraz daha yaklaştı.
Bu maç için aklımda üç skor vardı: 0-0, 1-1 ya
da Beşiktaş'ın 75 ile 85. dakikalar arasında bulacağı bir golle kazanması.
Hatta bunu maçtan önce sosyal medya hesabımda arkadaşlarımla da paylaşmıştım.
Gol Mario Gomez'in ayağından 76. dakikada gelince kendimden korktum desem
yeridir.
Karşılaşma tam bir derbi havasında geçti. Oyun
zaman zaman bir kalede, zaman zaman diğer kalede oynandı ve uzun süre her türlü
sonuca açık kaldı. Böyle maçlarda taktiklerin yanında gerilim de futbolun bir
parçası hâline geliyor. Nitekim oyuncular arasında zaman zaman yaşanan
itişmeler karşılaşmanın tansiyonunu yükseltti. Ezeli rekabet söz konusu
olduğunda futbolcuların da atmosferden etkilenmesi herhâlde kaçınılmaz.
Maçın tadını kaçıran başka bir olay ise bir
kişinin tribünden sahaya girerek orta sahaya doğru koşmasıydı. Daha sonra
üzerindeki tişörtte, o günlerde Suriye tarafından yapılan saldırılar nedeniyle
zor günler geçiren Kilis'e dikkat çekmek amacıyla “Kilis yalnız değildir”
yazdığı anlaşıldı. Verilmek istenen mesajın taşıdığı duyguyu anlamak mümkün
olsa da bunun yolu sahaya girmek olmamalı. Futbol sahasında güvenliğin ve
oyunun sınırlarına saygı göstermek gerekiyor.
Maçın uzun süre golsüz devam etmesi şampiyonluk yarışındaki gerilimi giderek
artırdı. Dakikalar ilerledikçe bir golün yalnızca bu derbinin değil, belki de
bütün sezonun kaderini değiştirebileceği hissi güçleniyordu.
Ve 76. dakikada beklediğimiz gol geldi.
Mario Gomez topu ağlara gönderdi ve Beşiktaş'ı
Galatasaray deplasmanında öne geçirdi. Maçtan önce yaptığım tahminin neredeyse
dakikası dakikasına gerçekleşmesi işin benim açımdan ayrıca eğlenceli tarafıydı
ama o anda insanın aklına tahminden çok, kalan dakikaların nasıl geçeceği
geliyor.
Beşiktaş üstünlüğünü son düdüğe kadar korudu
ve şampiyonluk yolundaki en zorlu deplasmanlardan birini üç puanla geçti.
Bu galibiyetten sonra artık matematiksel
olarak kesinleşmemiş olsa da Beşiktaş'ın şampiyon olacağına inanıyorum. Sezon
boyunca temkinli davranıp “olası şampiyonluk” demekten vazgeçmeyen ben bile
artık bunu söyleyebiliyorum. Önümüzdeki hafta Vodafone Arena'da oynanacak
Osmanlıspor karşılaşmasının şampiyonluğumuzu ilan edeceğimiz maç olacağına dair
inancım büyük.
Beşiktaş'ın Konyaspor deplasmanına şampiyon
olarak gideceğini düşünüyorum.
Kaldı iki.
Haydi Kara Kartal!
Stadyum: TT Arena
Hakemler: Mete Kalkavan, Serkan Ok, Esat Sancaktar
Galatasaray: Muslera, Linnes, Denayer, Hakan, Carole, Selçuk, Emre (Dk. 84 Umut
Bulut), Sabri, Yasin (Dk.64 Sinan Gümüş), Sneijder (Dk.73 Donk), Podolski
Beşiktaş: Tolga, Beck, Tosic, Marcelo, İsmail, Atiba, Sosa (Dk.89 Necip Uysal),
Oğuzhan, Quaresma (Dk.71 Cenk Tosun), Olcay (Dk.71 Gökhan Töre), Mario Gomez
Sarı Kartlar: Podolski, Sabri, Sneijder (Galatasaray), Olcay, Marcelo (Beşiktaş)
Gol: Dk. 77 Mario Gomez (Beşiktaş)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder