20 Şubat 2015 Cuma

LIVERPOOL 1 - 0 BEŞİKTAŞ (19/ŞUBAT/2015)


Kara Kartal, Avrupa kupalarındaki rakibi Liverpool ile deplasmanda karşılaştı ve maçın sonlarında gelen penaltı golüyle olası turun kararını İstanbul'a bıraktı. Temposu oldukça yüksek geçen karşılaşmanın hakkı bana göre kesinlikle beraberlikti. Liverpool bir İngiliz takımı ve hemen her İngiliz takımında gördüğümüz o tehlikeli karaktere sahip. Daha önce de dile getirdiğim gibi, İngiliz takımları atağa kalktığında ceza sahasına yaklaştıkları hemen her pozisyon bir şekilde gol tehlikesine dönüşüyor. Kısacası adamların hiçbir atağı boş değil. Bu yüzden karşılarına çıktığınızda sizin de dişinizi göstermeniz gerekiyor. En küçük boşluğunuzu yakaladıklarında cezayı kesmekte tereddüt etmiyorlar.

Beşiktaş ise dün gece oynanan maçta bizi fazlasıyla gururlandırdı. Liverpool belki daha güçlü ve daha baskıcı bir takım ama Kara Kartal öylesine sağlam bir duruş sergiledi ki iki takım arasındaki güç farkını sahada algılamak zaman zaman oldukça zordu. Özellikle son dönemin en büyük Kara Kartalı Gökhan adeta şiir gibi bir futbol ortaya koydu. Beklendiği üzere Liverpool ilk on beş dakikada tempoyu olabildiğince yükselterek Beşiktaş'ı erken çözmeye çalıştı. İngiliz takımlarına karşı oynarken o ilk baskıyı aşabilirseniz önünüzde bir şans beliriyor. Fakat erken golü yerseniz, bu kez sizinle kedinin fareyle oynadığı gibi oynamaya başlıyorlar. Neyse ki bu maçta öyle olmadı. Kara Kartal ilk on beş dakika sınavını başarıyla geçti ve oyunun içinde kalmayı başardı.

Türkiye Ligi ölçülerine göre oldukça yüksek ve sürdürülebilir bir tempoya sahip olan Beşiktaş, Liverpool karşısında da aynı direnci göstermeye çalıştı. Ancak ilk yarının sonlarına doğru takımda gözle görülür bir yorgunluk oluştuğu da dikkatlerden kaçmadı. Demek ki ne kadar iyi kondisyon yaparsanız yapın, İngilizlerin fiziksel performans seviyesini yakalamaktan hâlâ uzağız. Bu da Türk futbolunda yıllardır bir türlü yukarı çekemediğimiz grafiklerden biri. Ligin ismini de “Süper” yaptık ama nedense pek bir faydası olmadı. Her neyse efendim, biz maça dönelim.

Elbette karşılaşmadaki atakların tamamı Liverpool'a ait değildi. Onların hücumları kadar sık ve etkili olmasa da Beşiktaş'ın da fırsatları vardı; özellikle Demba Ba ile çok net bir gol pozisyonuna girdik. İkinci yarıda ise Liverpool oyunun hâkimiyetini daha fazla ele geçirdi. Hatta ikinci yarının başlangıcındaki oyunları, bu kez Beşiktaş'ı kesin olarak devirmeye kararlı olduklarının sinyalini veriyordu. Kara Kartal buna rağmen son dönemin en iyi Türk takımlarından biri olmasının hakkını verdi ve baskıya direnmeyi başardı. Yapılan pas hatalarını telafi etmekte, hücuma çıkan Liverpoollu futbolcuları ceza sahasına girmeden karşılamakta ve takım hâlinde savunma yapmakta son derece başarılıydık. Açıkçası takımımı gururla izledim.



Sonra bir baktım, maçın bitmesine neredeyse beş dakika kalmış. Karşılaşma boyunca beraberliği kurtaracağımıza kendimi inandırmaktan özellikle uzak durmuşken, artık son birkaç dakikada biraz rahatlayabileceğimi düşünmeye başladım. Keşke düşünmeseydim. Daha birkaç gün önce Bursaspor'u devirmemizi sağlayan son dakika penaltısı, bu kez Kara Kartal'ın başını yaktı. Liverpoollu oyuncu ceza sahasına girerken sanki bir gözü de hakemdeydi; bana göre pozisyonu sonuna kadar zorlayıp penaltıyı almaya niyetli olduğu belliydi. Biz de bu oyuna geldik. Hafta sonunda lehimize çalışan son dakika penaltısı, birkaç gün sonra bu kez karşımıza çıktı.

Penaltı gole çevrildi ve Liverpool 1-0 öne geçti. Golü atan oyuncunun ardından takındığı yüz ifadesi ise ayrıca sinirimi bozdu. Zannedersin adam savunmayı tek başına yarıp dişini tırnağına takarak olağanüstü bir gol atmış da takımını galibiyete taşımıştı. Alt tarafı penaltıyı kullandın kardeşim, biraz sakin ol.

Neyse ki iki maçın arasına fazla zaman girmiyor. Rövanş önümüzdeki hafta İstanbul'da oynanacak. İlk karşılaşmanın deplasmanda olması ve 1-0 gibi hâlâ telafi edilebilir bir sonuçla tamamlanması bizim açımızdan önemli. “Bunun daha İstanbul'u var,” türünden anlamsız ve yersiz bir klişeye sığınmak istemiyorum. Liverpool oynadığı disiplinli, güçlü ve tempolu futbolla şüphesiz turun favorisi. Beşiktaş'ın yapması gereken ise meseleyi hamasete çevirmek değil; tıpkı bir satranç maçı oynar gibi sabırlı, akıllı ve disiplinli davranmak.

Anfield'da gördüğüm Beşiktaş bana bunun mümkün olduğunu söylüyor. İstanbul'da ihtiyacımız olan şey yalnızca daha fazla cesaret değil; doğru zamanda yapılacak doğru hamleler. Çünkü Liverpool'u yenmenin yolu onlardan daha fazla koştuğumuzu söylemekten değil, oyunu onlardan daha doğru oynamaktan geçecek.

Stadyum: Anfield Stadyumu.

Hakemler: Szymon Marciniak, Pawel Sokolnicki, Tomasz Listkiewicz, Radoslaw Siejka (4. Hakem)

Beşiktaş: Cenk, Serdar, Pedro, Ersan, Motta, Veli, Atiba, Gökhan, Sosa (Dk.60 Oğuzhan), Olcay (Dk.72 Kerim), Demba Ba.

Yedekler: Enes, Opare, Necip, Tolgay, Kerim, Oğuzhan, Mustafa.

Teknik Direktör: Slaven Bilic.

Liverpool: Mignolet, Sakho, Moreno, Skrtel, Coutinho(Dk.63 Balotelli), Allen(Dk.63 Lovren), Henderson, Lallana(Dk.77 Sterling), Ibe, Emre, Sturridge.

Yedekler: Ward, Manquillo, Lovren, Sterling, Borini, Lambert, Balotelli.

Teknik Direktör: Brendan Rodgers.

Gol: Balotelli (Dk.85 Pen.)

Sarı Kartlar: Ersan (Dk.44), Lovren (Dk.69), Serdar (Dk.77), Motta (Dk.84), Pedro (Dk.90+3)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder