Kara Kartal,
Avrupa kupalarındaki rakibi Liverpool ile deplasmanda karşılaştı ve maçın
sonlarında gelen penaltı golüyle olası turun kararını İstanbul'a bıraktı.
Temposu oldukça yüksek geçen karşılaşmanın hakkı bana göre kesinlikle
beraberlikti. Liverpool bir İngiliz takımı ve hemen her İngiliz takımında
gördüğümüz o tehlikeli karaktere sahip. Daha önce de dile getirdiğim gibi,
İngiliz takımları atağa kalktığında ceza sahasına yaklaştıkları hemen her
pozisyon bir şekilde gol tehlikesine dönüşüyor. Kısacası adamların hiçbir atağı
boş değil. Bu yüzden karşılarına çıktığınızda sizin de dişinizi göstermeniz
gerekiyor. En küçük boşluğunuzu yakaladıklarında cezayı kesmekte tereddüt
etmiyorlar.
Beşiktaş ise
dün gece oynanan maçta bizi fazlasıyla gururlandırdı. Liverpool belki daha
güçlü ve daha baskıcı bir takım ama Kara Kartal öylesine sağlam bir duruş
sergiledi ki iki takım arasındaki güç farkını sahada algılamak zaman zaman
oldukça zordu. Özellikle son dönemin en büyük Kara Kartalı Gökhan adeta şiir
gibi bir futbol ortaya koydu. Beklendiği üzere Liverpool ilk on beş dakikada
tempoyu olabildiğince yükselterek Beşiktaş'ı erken çözmeye çalıştı. İngiliz
takımlarına karşı oynarken o ilk baskıyı aşabilirseniz önünüzde bir şans
beliriyor. Fakat erken golü yerseniz, bu kez sizinle kedinin fareyle oynadığı
gibi oynamaya başlıyorlar. Neyse ki bu maçta öyle olmadı. Kara Kartal ilk on
beş dakika sınavını başarıyla geçti ve oyunun içinde kalmayı başardı.
Türkiye Ligi
ölçülerine göre oldukça yüksek ve sürdürülebilir bir tempoya sahip olan
Beşiktaş, Liverpool karşısında da aynı direnci göstermeye çalıştı. Ancak ilk
yarının sonlarına doğru takımda gözle görülür bir yorgunluk oluştuğu da
dikkatlerden kaçmadı. Demek ki ne kadar iyi kondisyon yaparsanız yapın,
İngilizlerin fiziksel performans seviyesini yakalamaktan hâlâ uzağız. Bu da
Türk futbolunda yıllardır bir türlü yukarı çekemediğimiz grafiklerden biri.
Ligin ismini de “Süper” yaptık ama nedense pek bir faydası olmadı. Her neyse
efendim, biz maça dönelim.
Elbette
karşılaşmadaki atakların tamamı Liverpool'a ait değildi. Onların hücumları
kadar sık ve etkili olmasa da Beşiktaş'ın da fırsatları vardı; özellikle Demba
Ba ile çok net bir gol pozisyonuna girdik. İkinci yarıda ise Liverpool oyunun
hâkimiyetini daha fazla ele geçirdi. Hatta ikinci yarının başlangıcındaki
oyunları, bu kez Beşiktaş'ı kesin olarak devirmeye kararlı olduklarının
sinyalini veriyordu. Kara Kartal buna rağmen son dönemin en iyi Türk
takımlarından biri olmasının hakkını verdi ve baskıya direnmeyi başardı.
Yapılan pas hatalarını telafi etmekte, hücuma çıkan Liverpoollu futbolcuları
ceza sahasına girmeden karşılamakta ve takım hâlinde savunma yapmakta son
derece başarılıydık. Açıkçası takımımı gururla izledim.
Sonra bir
baktım, maçın bitmesine neredeyse beş dakika kalmış. Karşılaşma boyunca
beraberliği kurtaracağımıza kendimi inandırmaktan özellikle uzak durmuşken,
artık son birkaç dakikada biraz rahatlayabileceğimi düşünmeye başladım. Keşke
düşünmeseydim. Daha birkaç gün önce Bursaspor'u devirmemizi sağlayan son dakika
penaltısı, bu kez Kara Kartal'ın başını yaktı. Liverpoollu oyuncu ceza sahasına
girerken sanki bir gözü de hakemdeydi; bana göre pozisyonu sonuna kadar
zorlayıp penaltıyı almaya niyetli olduğu belliydi. Biz de bu oyuna geldik.
Hafta sonunda lehimize çalışan son dakika penaltısı, birkaç gün sonra bu kez
karşımıza çıktı.
Penaltı gole
çevrildi ve Liverpool 1-0 öne geçti. Golü atan oyuncunun ardından takındığı yüz
ifadesi ise ayrıca sinirimi bozdu. Zannedersin adam savunmayı tek başına yarıp
dişini tırnağına takarak olağanüstü bir gol atmış da takımını galibiyete
taşımıştı. Alt tarafı penaltıyı kullandın kardeşim, biraz sakin ol.
Neyse ki iki
maçın arasına fazla zaman girmiyor. Rövanş önümüzdeki hafta İstanbul'da
oynanacak. İlk karşılaşmanın deplasmanda olması ve 1-0 gibi hâlâ telafi
edilebilir bir sonuçla tamamlanması bizim açımızdan önemli. “Bunun daha
İstanbul'u var,” türünden anlamsız ve yersiz bir klişeye sığınmak istemiyorum.
Liverpool oynadığı disiplinli, güçlü ve tempolu futbolla şüphesiz turun
favorisi. Beşiktaş'ın yapması gereken ise meseleyi hamasete çevirmek değil;
tıpkı bir satranç maçı oynar gibi sabırlı, akıllı ve disiplinli davranmak.
Anfield'da gördüğüm Beşiktaş bana
bunun mümkün olduğunu söylüyor. İstanbul'da ihtiyacımız olan şey yalnızca daha
fazla cesaret değil; doğru zamanda yapılacak doğru hamleler. Çünkü Liverpool'u
yenmenin yolu onlardan daha fazla koştuğumuzu söylemekten değil, oyunu onlardan
daha doğru oynamaktan geçecek.
Stadyum: Anfield Stadyumu.
Hakemler: Szymon Marciniak, Pawel Sokolnicki, Tomasz Listkiewicz, Radoslaw
Siejka (4. Hakem)
Beşiktaş: Cenk, Serdar, Pedro, Ersan, Motta, Veli, Atiba, Gökhan, Sosa (Dk.60
Oğuzhan), Olcay (Dk.72 Kerim), Demba Ba.
Yedekler: Enes, Opare, Necip, Tolgay, Kerim, Oğuzhan, Mustafa.
Teknik Direktör: Slaven Bilic.
Liverpool: Mignolet, Sakho, Moreno, Skrtel, Coutinho(Dk.63 Balotelli),
Allen(Dk.63 Lovren), Henderson, Lallana(Dk.77 Sterling), Ibe, Emre, Sturridge.
Yedekler: Ward, Manquillo, Lovren, Sterling, Borini, Lambert, Balotelli.
Teknik Direktör: Brendan Rodgers.
Gol: Balotelli (Dk.85 Pen.)
Sarı Kartlar: Ersan (Dk.44), Lovren (Dk.69), Serdar (Dk.77), Motta (Dk.84), Pedro
(Dk.90+3)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder