27 Nisan 2015 Pazartesi

BEŞİKTAŞ 2 - 1 KARABÜKSPOR (27/NİSAN/2015)


Bu hafta Kara Kartal'ın maçı gerçekten çok önemliydi. Fenerbahçe'nin puan kaybetmesiyle birlikte Beşiktaş'ın kazanması hâlinde averajla liderliğe yükselme fırsatı doğmuştu. Ne yazık ki karşılaşma misafir takım Karabükspor açısından da en az bizim kadar önemliydi. Sezonun son haftalarına yaklaşırken şampiyonluk yarışı kadar ligde kalma mücadelesi de iyice kızışmıştı ve bu mücadelenin içindeki takımlardan biri de Karabükspor'du. Kısacası iki takımın da puana fazlasıyla ihtiyacı vardı.

Karabük gibi güzel bir kentin takımının ligde kalmasını, doğru dürüst seyircisi olmayan sevimsiz belediye takımlarına elbette tercih ederim. Kara Kartal'ın şampiyonluk mücadelesini engellemedikleri sürece kendilerini desteklemeye de hazırım. Ancak burada Karabükspor'a şu soruyu sormak gerekiyor: Siz kendinize ligde kalacak kadar destek veriyor musunuz? Bana göre hayır. O futbolla, o zihniyetle Beşiktaş'tan puan alamazsınız. Madem ligde kalmak istiyorsunuz, o zaman bunun için mücadele edeceksiniz. Club Brugge nasıl kâğıt üzerinde kendisinden daha güçlü gördüğümüz Beşiktaş karşısında akıllı bir oyunla turu alıp gittiyse, siz de doğru bir strateji belirleyip Kara Kartal'dan puan koparmaya çalışacaksınız. Kalecinin topu uzun süre elinde tutmasıyla, sürekli faul yaparak oyunun bozulmasıyla, her temasta yerde uzun süre kalıp dakikaların tüketilmesiyle olacak iş değil bu.

Karabükspor'a yeterince fırça attık, gelelim kendi takımımıza. Beşiktaş'ın genel performansından memnunum ama bu performans sonuca dönüşmediğinde doğal olarak anlamını kaybediyor. Benim asıl anlamadığım, takımın 1-0 öne geçtikten sonra skoru neden bu kadar kolay tehlikeye attığı. Sanki maç berabereymiş ve iki puan elimizden kaçmak üzereymiş gibi oynamaya devam ediyoruz. Oysa benim bildiğim Beşiktaş, böyle bir maçta rakibinin üzerine bastırdıkça bastırır, onu kendi sahasına hapseder, ikinci golü zorla da olsa bulur ve maçı orada bitirir. Fakat nedense bir türlü o havayı yakalayamıyoruz.


Özellikle skoru koruma konusunda ciddi bir sıkıntımız olduğunu düşünüyorum. Bunun teknik olmaktan çok psikolojik bir tarafı olabilir. Belki biraz daha derine bakmak gerekiyor. Takımdaki arkadaşlığın üst seviyede olduğu belli, futbolcular tarafından sevilen bir teknik kadro var ve görünüşe göre herkes birbiriyle barışık. O hâlde sorun başka yerde olabilir. Belki de stadyum inşaatının hâlâ tamamlanmamış olması, takımın gerçek anlamda kendi sahasında oynayamaması ve bütün sezonu oradan oraya taşınarak geçirmesi futbolcuları düşündüğümüzden daha fazla etkiliyordur. Bilemiyorum. Fakat Beşiktaş'ın sahada zaman zaman eksikliğini hissettiğimiz o baskın iç saha karakterini kaybetmesinde bunun payı olabileceğini düşünüyorum.

Maçın hakemlerini ise başarılı bulmadım. Oyunun başında Beşiktaş lehine verilmeyen bir pozisyonun neredeyse aynısı ikinci yarıda Karabükspor lehine değerlendirildi ve üstelik kırmızı kart çıktı. Eğer ikinci pozisyon kırmızı kart gerektiriyorsa, ilk yarıda Beşiktaşlı oyuncuya yapılan müdahalenin de aynı ölçüde değerlendirilmesi gerekirdi. Bir başka pozisyonda Karabükspor kalecisi ceza sahasının dışında topa eliyle müdahale etti. Olay hakemin gözlerinin önünde gerçekleşmesine rağmen yan hakemin uyarısı gelmese kırmızı kartın çıkıp çıkmayacağından bile emin değilim. Hakem kararlarındaki bu tutarsızlıkları anlamakta gerçekten zorlanıyorum.

Karşılaşmanın sonunda Karabükspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural'ın sahaya girip hakemlerin üzerine doğru koşması da hoş bir görüntü değildi. Kameralar karşısında, hakemin maça yedi dakika ekleyerek golü yemelerine sebep olduğu anlamına gelen sözler söyledi. Burada kendisine bir şey söylemek istiyorum. Sayın hocam, seni gerçekten seviyorum. Millî Takım görevi söz konusu olduğunda yıllardır sana yeterince fırsat verilmemesini de doğru bulmuyorum. Hatta bana kalsa Beşiktaş'ı bile sana emanet edebilirim. Ama bu maçın sonunda böyle davranmamalıydın.

Çünkü Karabüksporlu futbolcular maçın son bölümlerinde oyunu bitirmek amacıyla dakikalarca yerde kalırken buna itiraz etmedin. O dakikalar kaybolduysa hakemin bunları karşılaşmanın sonuna eklemesine de itiraz edemezsin. Bu söylediğim Beşiktaş'ın maçı kazanmış olmasından kaynaklanan bir taraftar yorumu değil; bir sporsever olarak düşündüğüm şey bu. Futbolda zaman geçirmek için oyunu durdurmayı normal kabul ediyorsak, kaybolan sürenin daha sonra oynatılmasını da kabul etmek zorundayız.

Bütün bunların sonunda maç bittiğinde ağlayan genç Karabüksporlu futbolcuyu görünce de gerçekten üzüldüm. Sonuçta bunlar genç insanlar. 90+7'de gelen bir golle kaybetmek, hele ki takımın ligde kalma mücadelesi veriyorsa, insanın canını fazlasıyla yakar. Keşke maç boyunca zaman geçirmeye çalışmak yerine daha cesur, daha güçlü bir mücadele ortaya koysaydınız da sonunda yine böyle üzülseydiniz be canım kardeşim. O zaman insan yalnızca sonucu kaybetmiş olurdu.

Sonuçta Beşiktaş şampiyonluk yolunda son derece önemli bir üç puanı cebine koydu. Son dakikada gelen gol yalnızca maçı değil, liderlik koltuğunu da getirdi. Kara Kartal averajla Galatasaray'ın üzerine çıkarak haftayı lider tamamladı. Fikstüre dönüp bakmadım ama sanırım önümüzde yalnızca altı hafta kaldı.

Heyecan artık gerçekten dorukta. :)


Stadyum: Osmanlı Stadyumu

Hakemler: Bülent Yıldırım, Kemal Yılmaz, Baki Tuncay Akkın

Beşiktaş: Günay, Serdar, Ersan (Dk.55 Necip), Sivok, Motta, Gökhan, Atiba, Tolgay (Dk.84 Cenk Tosun), Sosa, Mustafa Pektemek, Demba Ba (Dk.65 Franco)

Teknik Direktör: Slaven Bilic

Karabükspor: Waterman, Erdem, Murat, Yiğit, Tanju, Hakan (Dk.90+2 Aykut), Musa, Viola (Dk.45 Abdülaziz), Furkan, Ahmet İlhan, Fatih (Dk.77 Erkan Kaş)

Teknik Direktör: Yılmaz Vural

Goller: Dk.25 Atiba, 90+5 Cenk (Beşiktaş), Dk.79 Musa (Karabükspor)

Kırmızı Kartlar: Dk.58 Necip Uysal (Beşiktaş), Dk.42 Waterman (Karabükspor)

Sarı Kartlar: Serdar (Beşiktaş) Fatih, Furkan, Erdem Özgenç, Murat Akçay (Karabükspor)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder