Bu hafta Kara
Kartal'ın maçı gerçekten çok önemliydi. Fenerbahçe'nin puan kaybetmesiyle
birlikte Beşiktaş'ın kazanması hâlinde averajla liderliğe yükselme fırsatı
doğmuştu. Ne yazık ki karşılaşma misafir takım Karabükspor açısından da en az
bizim kadar önemliydi. Sezonun son haftalarına yaklaşırken şampiyonluk yarışı
kadar ligde kalma mücadelesi de iyice kızışmıştı ve bu mücadelenin içindeki
takımlardan biri de Karabükspor'du. Kısacası iki takımın da puana fazlasıyla
ihtiyacı vardı.
Karabük gibi
güzel bir kentin takımının ligde kalmasını, doğru dürüst seyircisi olmayan
sevimsiz belediye takımlarına elbette tercih ederim. Kara Kartal'ın şampiyonluk
mücadelesini engellemedikleri sürece kendilerini desteklemeye de hazırım. Ancak
burada Karabükspor'a şu soruyu sormak gerekiyor: Siz kendinize ligde kalacak
kadar destek veriyor musunuz? Bana göre hayır. O futbolla, o zihniyetle
Beşiktaş'tan puan alamazsınız. Madem ligde kalmak istiyorsunuz, o zaman bunun
için mücadele edeceksiniz. Club Brugge nasıl kâğıt üzerinde kendisinden daha
güçlü gördüğümüz Beşiktaş karşısında akıllı bir oyunla turu alıp gittiyse, siz
de doğru bir strateji belirleyip Kara Kartal'dan puan koparmaya çalışacaksınız.
Kalecinin topu uzun süre elinde tutmasıyla, sürekli faul yaparak oyunun
bozulmasıyla, her temasta yerde uzun süre kalıp dakikaların tüketilmesiyle
olacak iş değil bu.
Karabükspor'a yeterince fırça attık, gelelim kendi takımımıza. Beşiktaş'ın genel performansından memnunum ama bu performans sonuca dönüşmediğinde doğal olarak anlamını kaybediyor. Benim asıl anlamadığım, takımın 1-0 öne geçtikten sonra skoru neden bu kadar kolay tehlikeye attığı. Sanki maç berabereymiş ve iki puan elimizden kaçmak üzereymiş gibi oynamaya devam ediyoruz. Oysa benim bildiğim Beşiktaş, böyle bir maçta rakibinin üzerine bastırdıkça bastırır, onu kendi sahasına hapseder, ikinci golü zorla da olsa bulur ve maçı orada bitirir. Fakat nedense bir türlü o havayı yakalayamıyoruz.
Özellikle
skoru koruma konusunda ciddi bir sıkıntımız olduğunu düşünüyorum. Bunun teknik
olmaktan çok psikolojik bir tarafı olabilir. Belki biraz daha derine bakmak
gerekiyor. Takımdaki arkadaşlığın üst seviyede olduğu belli, futbolcular
tarafından sevilen bir teknik kadro var ve görünüşe göre herkes birbiriyle
barışık. O hâlde sorun başka yerde olabilir. Belki de stadyum inşaatının hâlâ
tamamlanmamış olması, takımın gerçek anlamda kendi sahasında oynayamaması ve
bütün sezonu oradan oraya taşınarak geçirmesi futbolcuları düşündüğümüzden daha
fazla etkiliyordur. Bilemiyorum. Fakat Beşiktaş'ın sahada zaman zaman
eksikliğini hissettiğimiz o baskın iç saha karakterini kaybetmesinde bunun payı
olabileceğini düşünüyorum.
Maçın
hakemlerini ise başarılı bulmadım. Oyunun başında Beşiktaş lehine verilmeyen
bir pozisyonun neredeyse aynısı ikinci yarıda Karabükspor lehine
değerlendirildi ve üstelik kırmızı kart çıktı. Eğer ikinci pozisyon kırmızı
kart gerektiriyorsa, ilk yarıda Beşiktaşlı oyuncuya yapılan müdahalenin de aynı
ölçüde değerlendirilmesi gerekirdi. Bir başka pozisyonda Karabükspor kalecisi
ceza sahasının dışında topa eliyle müdahale etti. Olay hakemin gözlerinin
önünde gerçekleşmesine rağmen yan hakemin uyarısı gelmese kırmızı kartın çıkıp
çıkmayacağından bile emin değilim. Hakem kararlarındaki bu tutarsızlıkları
anlamakta gerçekten zorlanıyorum.
Karşılaşmanın
sonunda Karabükspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural'ın sahaya girip hakemlerin
üzerine doğru koşması da hoş bir görüntü değildi. Kameralar karşısında, hakemin
maça yedi dakika ekleyerek golü yemelerine sebep olduğu anlamına gelen sözler
söyledi. Burada kendisine bir şey söylemek istiyorum. Sayın hocam, seni
gerçekten seviyorum. Millî Takım görevi söz konusu olduğunda yıllardır sana
yeterince fırsat verilmemesini de doğru bulmuyorum. Hatta bana kalsa Beşiktaş'ı
bile sana emanet edebilirim. Ama bu maçın sonunda böyle davranmamalıydın.
Çünkü
Karabüksporlu futbolcular maçın son bölümlerinde oyunu bitirmek amacıyla
dakikalarca yerde kalırken buna itiraz etmedin. O dakikalar kaybolduysa hakemin
bunları karşılaşmanın sonuna eklemesine de itiraz edemezsin. Bu söylediğim
Beşiktaş'ın maçı kazanmış olmasından kaynaklanan bir taraftar yorumu değil; bir
sporsever olarak düşündüğüm şey bu. Futbolda zaman geçirmek için oyunu
durdurmayı normal kabul ediyorsak, kaybolan sürenin daha sonra oynatılmasını da
kabul etmek zorundayız.
Bütün
bunların sonunda maç bittiğinde ağlayan genç Karabüksporlu futbolcuyu görünce
de gerçekten üzüldüm. Sonuçta bunlar genç insanlar. 90+7'de gelen bir golle
kaybetmek, hele ki takımın ligde kalma mücadelesi veriyorsa, insanın canını
fazlasıyla yakar. Keşke maç boyunca zaman geçirmeye çalışmak yerine daha cesur,
daha güçlü bir mücadele ortaya koysaydınız da sonunda yine böyle üzülseydiniz
be canım kardeşim. O zaman insan yalnızca sonucu kaybetmiş olurdu.
Sonuçta
Beşiktaş şampiyonluk yolunda son derece önemli bir üç puanı cebine koydu. Son
dakikada gelen gol yalnızca maçı değil, liderlik koltuğunu da getirdi. Kara
Kartal averajla Galatasaray'ın üzerine çıkarak haftayı lider tamamladı.
Fikstüre dönüp bakmadım ama sanırım önümüzde yalnızca altı hafta kaldı.
Heyecan artık gerçekten dorukta. :)
Stadyum: Osmanlı Stadyumu
Hakemler: Bülent Yıldırım, Kemal Yılmaz, Baki Tuncay Akkın
Beşiktaş: Günay, Serdar, Ersan (Dk.55 Necip), Sivok, Motta, Gökhan, Atiba,
Tolgay (Dk.84 Cenk Tosun), Sosa, Mustafa Pektemek, Demba Ba (Dk.65 Franco)
Teknik Direktör: Slaven Bilic
Karabükspor: Waterman, Erdem, Murat, Yiğit, Tanju, Hakan (Dk.90+2 Aykut), Musa,
Viola (Dk.45 Abdülaziz), Furkan, Ahmet İlhan, Fatih (Dk.77 Erkan Kaş)
Teknik Direktör: Yılmaz Vural
Goller: Dk.25 Atiba, 90+5 Cenk (Beşiktaş), Dk.79 Musa (Karabükspor)
Kırmızı Kartlar: Dk.58 Necip Uysal (Beşiktaş), Dk.42 Waterman (Karabükspor)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder