Beşiktaş,
şampiyonluk yarışına havlu attığı 2014-2015 sezonundaki son derbi maçında
Galatasaray'a 2-0 yenilerek perdeyi buruk bir şekilde kapattı. Bundan birkaç
hafta önce bu karşılaşmanın Kara Kartal için belki de sezonun şampiyonluk maçı
olacağını hayâl ediyordum. Öyle olmadı. Ligin bitmesine bir hafta kala elimizde
kalan, en azından prestij açısından önem taşıyan bir derbiydi.
Onu da
kaybettik.
Kendi
sahasında ve seyircisinin önünde oynayan Galatasaray maça hızlı başladı ve
henüz ilk bölümde golü buldu. Golden hemen önce gelen şutu başarıyla çıkaran
Günay, devamındaki pozisyonda toparlanmaya fırsat bulamadan topu ağlarında
gördü. Beşiktaş böylece daha maçın başında geriye düştü.
Karşılaşmanın
geri kalanında ise benim açımdan sinir bozucu bir isim sürekli ön plana çıktı:
Melo.
Atiba'nın
ayak bileğine yaptığı sert müdahalede kart çıkmamasını anlayamadım. Kısa süre
sonra Demba'nın Melo'ya yaptığı daha hafif görünen bir müdahalede faul
düdüğünün hemen gelmesi de hakemin ölçüsü konusunda beni iyice rahatsız etti.
Maçı izlerken kararların iki takım açısından aynı standartta verilmediği
hissine kapıldım.
Buna rağmen
Kara Kartal mücadeleyi bırakmadı. Hücuma çıktığımız pozisyonlardan birinde
Demba'nın vuruşu direkte patladı. Bir başka Beşiktaş atağında ise hakem faul
düdüğünü çalmak yerine avantajı oynatabilirdi. Hücumun devam etmesi hâlinde
tehlikeli bir pozisyon doğabileceğini düşünen Demba karara çok sinirlendi,
öfkeyle topa vurunca sarı kartı gördü.
Haklı olduğu
bir nokta bulunabilir ama topa vurup kart görmek de sorunu çözmüyor elbette.
Hele böyle bir derbide sinirlerine hâkim olmak zorundasın.
İkinci yarıda
yine Melo sahnedeydi. Demba'nın ceza sahası içerisinde yaşadığı bir pozisyonda
arkadan gelen müdahalenin vuruşunu bozduğunu düşündüm ve penaltı bekledim.
Hakem aynı fikirde değildi. Ardından Opare'yle girdiği mücadelede yine sert bir
temas yaşandı ve oyun devam etti.
Şu yazının
tamamı Melo'yla ilgili oldu yahu.
Dur, biraz
farklı bir şeyden bahsedelim.
Melo...
Olmadı.
Sinirlerim
bozuldu, affedin beni.
Bu kez
Kerim'e yaptığı faulün ardından hakemin düdük çalmasına büyük tepki gösterdi.
Maçın o bölümünde futbol kadar itirazlar, fauller ve gerilim konuşulmaya
başlamıştı. Bir başka pozisyonda Yasin'le Sosa arasında yaşanan mücadele de
aynı havayı devam ettirdi. Yasin'in faulün ardından kendisini yere bırakışını
abartılı buldum; sonrasında çıkan tartışma iyice gereksizdi. Hakem iki oyuncuya
da sarı kart göstererek meseleyi kapatmaya çalıştı.
Ben ise
televizyonun karşısında çoktan derbinin futbolundan kopmuş, hakem kararlarına
ve saha içindeki tartışmalara takılmıştım.
Belki de bu
yazının tonu bile maçın beni ne kadar gerdiğini anlatmaya yeter.
Futbol
tarafına dönersek, Beşiktaş'ın zaman zaman pozisyon üretmesine rağmen oyun
üzerinde istediği hâkimiyeti kuramadığını kabul etmek gerekiyor. Galatasaray
kendi sahasının ve seyircisinin avantajını daha iyi kullandı. Beşiktaş ise
yakaladığı fırsatları değerlendiremedi. Demba'nın direkten dönen topu gol olsa
karşılaşmanın hikâyesi değişebilir miydi, bilmiyorum. Futbolda böyle
ihtimallerin sonu yok.
İkinci gol
geldiğinde ise maç benim açımdan büyük ölçüde bitmişti.
Hakem
yönetiminden hiç memnun değilim. Galatasaraylı bazı oyuncuların saha
içerisindeki tavırlarından da hoşlanmadım. Fakat bütün bunların arkasına
saklanıp Beşiktaş'ın mağlubiyetini yalnızca hakeme bağlamak da doğru olmaz. Biz
bu maçı kazanmak istiyorsak rakibimizden, tribün baskısından, gerilimden ve
tartışmalı kararlardan daha güçlü olmak zorundaydık.
Olamadık.
Birkaç hafta
önce şampiyonluk ihtimallerini hesaplıyorduk. Sonra hedef Galatasaray'ı yenip
sezonun moralini kurtarmaya dönüştü. Şimdi o ihtimal de geride kaldı.
Üstelik
itiraf edeyim, maç bittiğinde içimdeki taraftar hâlâ fazlasıyla öfkeliydi.
Galatasaray'ın bir hafta sonra şampiyonluk kupasını kaldırmasını görmek
istemiyordum. Fenerbahçe'den hiç haz etmediğim hâlde, o akşam kendimi diğer
ihtimale daha yakın hissedecek kadar sinirlenmiştim.
Derbiler
bazen insanın pek de gurur duymayacağı tarafını ortaya çıkarabiliyor.
Neyse.
Stadyum: Türk Telekom Stadyumu
Hakemler: Hüseyin Göçek, Mustafa Emre Eyisoy, Kemal Yılmaz, Koray Gençerler (4.
Hakem)
Beşiktaş: Günay, Serdar (Dk.46 Oğuzhan), Atınç, Sivok, Opare, Necip, Atiba,
Kerim, Sosa, Tolgay(Dk.77 Mustafa), Demba Ba(Dk.83 Cenk T.)
Yedekler: Cenk G., Pedro, Ersan, Oğuzhan, Olcay, Cenk T., Mustafa
Teknik Direktör: Slaven Bilic
Galatasaray: Muslera, Sabri, Hakan, Semih, Telles, Selçuk, Hamit (Dk.90+2 Olcan),
Yasin, Melo, Sneijder(Dk.90+4 Emre), Burak (Dk.65 Umut)
Yedekler: Sinan, Koray, Emre, Tarık, Olcan, Umut, Bruma
Teknik Direktör: Hamza Hamzaoğlu
Goller: Yasin (Dk.11), Sneijder (Dk.80)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder