29 Mayıs 2015 Cuma

BEŞİKTAŞ 2 - 1 GENÇLERBİRLİĞİ (29/MAYIS/2015)


Bir sezonu daha geride bıraktık. “Acısıyla tatlısıyla” diye başlayacaktım ama nedense dilim varmıyor. Çünkü sezon boyunca yaşadığımız bütün güzel şeylere rağmen son haftaların hayal kırıklığı bugün onların üzerine ağır bir gölge düşürüyor.

Oysa ne güzel şeyler yaşadık bu sene. Avrupa'da kaç İngiliz takımının karşısına çıktığımızı hatırlayın. Bir süre sonra kura çekilirken neredeyse “İngilizler gelsin” diyecek hâle gelmiştik. Arsenal'le oynadık, Tottenham'la oynadık, Liverpool'u eledik. Bir zamanlar karşımıza çıktığında gözümüzde büyüyen takımlara karşı artık sahaya korkmadan çıkan bir Beşiktaş vardı.

Üstelik bütün bunları kendi stadı olmadan yaptı. Evi inşaat hâlinde olan, sürekli yolculuk yapmak zorunda kalan bir takım ve o takım nereye giderse peşinden gitmeye çalışan bir taraftar vardı. İstanbul'dan Ankara'ya, Konya'ya, Olimpiyat'a... Beşiktaş bu sezon yalnızca rakipleriyle değil, kendi evinden uzakta olmanın getirdiği bütün zorluklarla da mücadele etti. Bu yüzden bugün kupalara baktığımda elimizin boş olduğunu görüyorum ama dönüp sezona baktığımda başarısız bir takım göremiyorum.

Ben hâlâ Beşiktaş'ın şampiyon olabilecek kadar iyi bir sezon geçirdiğine inanıyorum. Son haftalarda yaşananlar, özellikle Galatasaray derbisinde beni fazlasıyla öfkelendiren saha içi olaylar ve hakem kararları nedeniyle sezonun bitişini kabullenmek de kolay olmadı. Galatasaray'ın şampiyonluğunu kutlayanlar, tebrik edenler var. Ben edemiyorum. Belki biraz zaman geçmesi gerekiyor ama bugün içimden gelmiyor. Zaten futbol taraftarlığının her zaman makul olmak gibi bir özelliği olduğunu kim söyledi?



Gelelim son maçımıza. Ah benim vefakâr Beşiktaş seyircim... Yine gittiler. Yine o bize ait olmayan stadın tribünlerinde yerlerini aldılar. Sezon bitmiş, şampiyonluk gitmiş, üçüncülük kesinleşmiş; yine de Beşiktaş'ı son kez yalnız bırakmadılar.

Kara Kartal da sezonu galibiyetle kapattı. Gençlerbirliği'ni 2-1 mağlup ederek hem taraftarına galibiyetle veda etti hem de Beşiktaş'ın başındaki son maçına çıkan Slaven Bilic'i uğurladı. Bir de son dakikalarda o golü yemeseydik tam olacaktı. İlla bir yutkunacağız yani. Her neyse.

Benim gözümde bu takım 2014-2015 sezonunda çok değerli bir futbol oynadı. Kupayla taçlandıramadığı için yaptığı her şeyi çöpe atacak değilim. Futbolcular da Slaven Bilic de büyük bir özveri gösterdiler. Kendi sahası olmadan geçen koskoca bir sezonda şampiyonluk yarışının içinde kaldılar, Avrupa'da unutulmayacak geceler yaşattılar ve Beşiktaş taraftarına yeniden büyük maçları kazanabileceğine dair güçlü bir inanç verdiler. Belki de en değerlisi buydu.

Slaven Bilic'in ayrılacak olması ise bütün bunların üzerine benim için ayrı bir hayal kırıklığı oldu. Sezon boyunca zaman zaman kararlarını eleştirdim. Oyuncu tercihlerini sorguladım, değişikliklerini beğenmediğim maçlar oldu. Ama hiçbir zaman onun bu takıma olan bağlılığından şüphe etmedim. Saha kenarında futbolcularıyla birlikte sevindi, onlarla öfkelendi, onlarla üzüldü. Beşiktaş'ı yalnızca çalıştırdığı bir futbol takımı gibi görmediği hissini bana hep verdi. Belki de bu yüzden onu bu kadar sevdim.

Yönetimin genel olarak yaptığı işleri başarılı bulsam da Bilic'le yolları ayırma kararına katılmıyorum. Umarım bizim bugün göremediğimiz, ileride dönüp baktığımızda “Evet, ne yaptıklarını biliyorlarmış” diyeceğimiz bir planları vardır. Çünkü asıl korkum, yeni bir teknik direktörün gelip bambaşka bir futbol anlayışı kurması ve ilk birkaç kötü sonuçta yeniden paniğe kapılıp her şeyi baştan değiştirmeye kalkmamız. Eğer böyle olursa bugün Bilic'in gidişine duyduğum üzüntü çok daha büyük bir kızgınlığa dönüşür. Umarım yanılırım.

Yeni stadımız tamamlandığında, bu sezon kazanılan tecrübenin üzerine doğru parçalar eklendiğinde Beşiktaş'ın önünde çok güzel günler olduğuna inanıyorum. Belki bugün elimizde kupa yok, belki beklediğimiz şampiyonluk gelmedi ama bu sezon bana Kara Kartal'ın yeniden büyük hayaller kurabilecek kadar yükseldiğini gösterdi.

2014-2015 sezonunu Liverpool gecesiyle, Tottenham zaferiyle, deplasman yollarıyla, Olimpiyat'ın rüzgârıyla, son dakika golleriyle, kaçan fırsatlarla, Demba'nın golleriyle, Gökhan'ın koşularıyla, Atiba'nın bitmek bilmeyen sakinliğiyle ve Bilic'in saha kenarındaki heyecanıyla kapatıyoruz. Sevindim, sinirlendim, üzüldüm; bazen ümidimi kestim, birkaç gün sonra yeniden şampiyonluk hesabı yaptım. Ama her hafta yine televizyonun karşısına geçtim. Çünkü bütün bir sezon boyunca değişmeyen tek şey vardı: Beşiktaş yine Beşiktaş'tı.

Nice sezonlarda Beşiktaş'ımızın başarılarını hep birlikte yaşamak dileğiyle. Hoşça kal 2014-2015. Unutulacak bir sezon değildin.

Stadyum: Osmanlı Stadyumu

Hakemler: Yunus Yıldırım, Serkan Gençerler, Adil Sinem, Suat Arslanboğa (4. Hakem)

Beşiktaş: Günay, Olcay, Atınç, Sivok(Dk.87 Milosevic), Opare, Kerim (Dk.77 Serdar), Necip, Tolgay, Oğuzhan, Cenk, Mustafa (Dk.66 Uğur)

Yedekler: Enes, Serdar, Milosevic, Ersan, Uğur, Motta, Eslem

Teknik Direktör: Slaven Bilic

Gençlerbirliği: Ferhat K., Sedat, Hakan, Halil, Ahmet Ç.(Dk.53 Ferhat G.), İrfan, Gosso(Dk.29 Çağrı), Tomic(Dk.77 Berat), Landel, El Kabir, Stancu

Yedekler: Ramazan, Ferhat G., Ahmet O., Çağrı, Taylan, Mervan, Berat

Teknik Direktör: Mustafa Kaplan

Goller: Cenk (Dk.42), Oğuzhan (Dk.83), Çağrı (Dk.90)

Sarı Kartlar: Çağrı (Dk.39), Atınç (Dk.71), El Kabir (Dk.90+1)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder