Beşiktaş,
perşembe akşamı Sporting Lizbon'la oynadığı zorlu Avrupa Ligi maçının ardından
bugün Eskişehir deplasmanına çıktı ve üç puanı almayı başardı.
Avrupa
kupalarıyla lig maçlarının birbirine bu kadar yakın oynanmasını ne zaman
sorgulasam, fikstürün aylar öncesinden hazırlandığı cevabıyla karşılaşıyorum.
Öyle olabilir ama bu durum programın ağırlığını değiştirmiyor. Perşembe akşamı
Avrupa'da mücadele eden bir takımın pazar günü, üstelik saat 17.00'de deplasman
maçına çıkması bana hâlâ gereksiz derecede ağır geliyor. Bu karşılaşmanın
pazartesi günü oynanmasına neyin engel olduğunu anlamakta zorlanıyorum.
Yine de Kara
Kartal bütün bu yoğunluğun içinde tökezlemeden yoluna devam ediyor. Helal
olsun.
Açıkçası
maçın çok daha zorlu geçmesini bekliyordum. Eskişehirspor son haftalarda
istediği sonuçları alamamış olsa da bana göre oldukça derli toplu bir takım.
Kadrosunda maçın gidişatını değiştirebilecek tecrübeli ve kaliteli oyuncular da
var.
İlk yarının
33. dakikasında Quaresma'nın pasıyla Mario Gomez'in ayağından gelen gol bizi
rahatlattı. Beşiktaş ilk yarıda çok fazla net pozisyon üretemese de deplasmanda
aradığı golü bulup soyunma odasına önde gitmeyi başardı.
İkinci
yarının 56. dakikasında yine Mario sahneye çıktı ve farkı ikiye çıkardı. Eminim
televizyon başındaki Beşiktaşlıların büyük kısmı bu golden sonra rahatlamıştır.
Ben
rahatlamadım.
Eskişehirspor'un
bir gol bulması hâlinde maçın havasının bir anda değişebileceğini düşünüyordum.
Futbolda bazen uzun süre hiçbir şey yapamayan bir takım tek golle ayağa
kalkabiliyor. Hele kendi seyircisinin önünde oynayan ve kadrosunda kaliteli
futbolcular bulunan bir rakipse, iki farklı üstünlük bile insana tam güven
vermiyor.
Neyse ki
beklediğim golü ancak 87. dakikada bulabildiler. Maçı çevirmek için önlerinde
fazla zaman kalmamıştı. Buna rağmen golün ardından çok hızlı toparlandılar ve
hakemin verdiği dört dakikalık uzatmanın son anlarında bir şutları direkten
döndü. O top ağlara gitseydi son birkaç saniyede bile olsa başımıza iş
açılacaktı. Golü biraz daha erken bulmuş olsalardı maçın sonunun nasıl
geleceğini düşünmek bile istemiyorum.
Bununla
birlikte ikinci yarının büyük bölümünde oyunu kontrol eden tarafın Beşiktaş
olduğunu da unutmamak gerekiyor. Sağlı sollu hücumlarla sürekli yeni bir gol
aradık. Üstelik skor 2-0 olduktan sonra bile takımın hücum isteği azalmadı.
Şenol
Güneş'in yaklaşımı da bunu açıkça gösteriyordu. Mario Gomez'i oyundan
çıkarırken yerine bir başka golcü olan Cenk'i aldı. Böyle bir deplasmanda iki
farklı üstünlüğü yakaladıktan sonra daha savunmacı bir değişiklik yapmak da
mümkündü. Şenol Hoca ise takımın hücum gücünü korumayı tercih etti.
Bu anlayış
hoşuma gidiyor.
Beşiktaş'ın
yalnızca kazanmak isteyen değil, fırsat bulduğunda daha fazlasını isteyen bir
takım hâline gelmesi güzel. Takımda da teknik direktörde de bu iştahın
bulunduğu belli. Heyecanları daim olsun.
Maçta
dikkatimi çeken başka bir konu ise Eskişehirspor taraftarının kendi takımına
gösterdiği tepkiydi. İşler kötü giderken tribünlerden yükselen olumsuz seslerin
ev sahibi futbolcuları daha da zor durumda bıraktığını düşündüm. Bir anlamda
rakip takımın taraftarı o dakikalarda bize çalıştı.
Bu notu
özellikle düşmek istiyorum.
Çünkü aynı
şey bizim de başımıza gelebilir. Takım kötü oynarken, gol yerken veya geriye
düşerken tribünden yükselen tepkinin futbolcular üzerinde nasıl bir etki
yarattığını bazen unutuyoruz. Oysa maç doksan dakika. Bugün Eskişehirspor'un
87. dakikada attığı golden sonra nasıl canlandığını hep birlikte gördük. Son
saniyelerde direkten dönen top da futbolun ne kadar kısa sürede
değişebileceğinin kanıtıydı.
O yüzden
kulağımıza küpe olsun.
Gol de yesek,
geriye de düşsek, kötü de oynasak takımımızı maç bitmeden yalnız bırakmayalım.
Eleştireceksek doksan dakikanın sonunda yine eleştiririz.
Ama o doksan
dakika boyunca sahadaki futbolcuların Beşiktaş için mücadele ettiğini
unutmayalım.
Çünkü bazen bir takımı yeniden
ayağa kaldıran şey yalnızca attığı gol değil, arkasında hâlâ duran insanların
varlığıdır.
Stadyum: Eskişehir Atatürk Stadyumu
Hakemler: Deniz Ateş Bitnel, Alpaslan Dedeş, Esat Sancaktar, Tarık Ongun (4.
Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, Tosic, Atiba, Oğuzhan, Gökhan, Sosa (Dk.67
Olcay), Quaresma (Dk.46 Necip), Gomez (Dk.78 Cenk)
Yedekler: Günay, Serdar, İsmail, Kerim, Necip, Olcay, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Eskişehirspor: Boffin, Emre, Kâmil, Birol (Dk.65 Anıl), Özgür, Toko, Khalifa,
Defederico (Dk.46 Kaan), Engin, Onur (Dk.59 Pinto), Gekas
Yedekler: Ali, Kaan, Akaminko, Sezgin, Anıl, Dorukhan, Pinto
Teknik Direktör: Michael Skibbe
Goller: Gomez (Dk.33, 56), Gekas (Dk.87)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder