Beşiktaş, 2015 yılının son derbi maçında Olimpiyat
Stadyumu'nda Galatasaray'ı ağırladı. Kara Kartal, üstün oynadığı ve birçok gol
fırsatından yararlanamadığı karşılaşmayı 2-1 kazanarak Sporting Lizbon maçının
ardından yaşadığımız hayal kırıklığını biraz olsun unutturdu. Şimdi önce maçı
hatırlayalım, ardından değerlendirmemizi yapalım.
Daha 2. dakikada Quaresma orta sahada bir top kaybetti
ve bu hata kalemizde tehlikeli bir pozisyonun oluşmasına neden oldu. Q7 her
zaman benim bir numaralı adamım ama kaptırdığı bazı topların fazlasıyla riskli
durumlar yarattığını da söylemek zorundayım. Bir futbolcuyu çok sevmek, yaptığı
hataları görmemek anlamına gelmemeli.
4. dakikada Sosa önünde kalan topu ağlarla buluşturmaya çok yaklaştı
ancak kaleci gole izin vermedi. Pozisyonun devamında Mario Gomez de devreye
girdi fakat sonuç alamadık. 12. dakikada Beck sağ kanattan müthiş bir orta
yaptı; Mario'nun vuruşunda top yine ağlarla buluşmadı. 24. dakikada bu kez
Quaresma rakip ceza sahasının önünde topu kazandı ve içeriye hareketlenen
İsmail'i gördü. İsmail gole yaklaşsa da beklediğimiz sonuç yine gelmedi. Bir
savunma oyuncusu olmasına rağmen kendi bölgesindeki görevlerinin ötesine geçip
hücumlara bu kadar etkili katılması gerçekten büyük keyif veriyordu.
5. dakikada Oğuzhan'ın güzel topuk pasıyla Olcay kaleciyle karşı
karşıya kaldı ama yine golü bulamadık. Dikkatinizi çekmiştir; neredeyse bütün
önemli pozisyonları Beşiktaş adına anlatıyorum. Çünkü Kara Kartal ilk yarı
boyunca istikrarlı biçimde Galatasaray kalesini yokladı.
6. dakikada Selçuk'un İsmail'e yaptığı sert müdahale oyuncumuzun adeta
havada uçmasına neden oldu. Selçuk maç boyunca oldukça agresif oynuyordu ve bu
da yaptığı ilk sert hareket değildi. Bir dakika sonra Sosa ile Oğuzhan
arasındaki paslaşmanın ardından top yeniden Mario'nun önünde kaldı. O da bu
fırsatı değerlendiremedi ama artık Beşiktaş'ın golü her an gelecekmiş gibi
hissediliyordu.
İlk yarı buna rağmen 0-0 sona erdi.
Galatasaray sahaya Mustafa Denizli'nin oldukça temkinli
bir oyun anlayışıyla çıkmış görünüyordu. Bu tarzı, Mustafa Denizli'nin
Beşiktaş'ı çalıştırdığı 2008-2009 sezonundan da hatırlıyorum. Oyunu kendi
sahanla orta saha arasındaki bölgede kabul et, rakibin hücumlarını karşıla,
sabırla bekle ve fırsatını bulduğunda hızlı biçimde ileri çık.
İşe yarayan bir futbol anlayışı olduğunu inkâr edemem.
Sonuçta Mustafa Denizli o sezon Beşiktaş'ı hem ligde hem kupada şampiyon yaptı.
Fakat kişisel olarak izlemekten büyük keyif aldığım bir futbol değildi. Maç
özetleri arşivime dönüp baktığımda en az heyecan duyduğum sezonlardan birinin o
olduğunu görüyorum. Futbol elbette bir sonuç oyunu ama insan biraz gösteri de
görmek istiyor.
Neyse efendim, tekrar maça dönelim.
52. dakikada Sinan'ın tabanla yaptığı müdahalenin ardından itirazlarını
sürdürmesi sarı kartla sonuçlandı. Bir dakika sonra ise birkaç gün önce
yaşadığımız Sporting Lizbon maçını ister istemez hatırlatan bir pozisyon geldi.
O maçta savunmanın arkasına atılan topa çıkmakta tereddüt eden Tolga'nın aksine
Günay, kalesinden şimşek gibi fırlayıp rakibini ceza sahasının oldukça dışında
karşılamaya çalıştı. Niyeti doğruydu ama topa istediği gibi müdahale edemedi.
Sneijder de hatayı affetmedi ve Galatasaray'ı 1-0 öne geçirdi.
Maç boyunca hücumu düşünen taraf Beşiktaş'tı ama golü
bulan Galatasaray olmuştu.
Kameralar Günay'ı gösterdiğinde yüzündeki ifade
oturduğum yerde benim bile ruhumu çökertti. Neyse ki bu görüntü fazla uzun
sürmedi. Sadece iki dakika sonra Mario Gomez imdadına yetişti ve ilk yarıdan
beri geleceğinin sinyallerini veren golü sonunda attı.
Skor 1-1'di ve maç yeniden başlamıştı.
59. dakikada Şenol Güneş, Olcay'ı oyundan aldı. Olcay kenara gelirken hocasına “Hocam beni niye alıyorsun ya?” diyerek sitem etti ve tepkisi kameralara yansıdı. Oyunda kalmak istemesini, maçı ne kadar yaşadığının bir göstergesi olarak görmek mümkün. Yine de oyuncunun karardan hoşlanmaması başka, değişiklik kararını vermek başka şey. Son söz elbette teknik direktörün.
Olcay'ın yerine Kerim Frei girdi. 62. dakikada sol
kanattan yaptığı falsolu ortayı kaleci son anda dışarı çeldi. 71. dakikada ise
Şenol Güneş ikinci hamlesini yaptı; Gökhan Töre oyuna girerken Quaresma
seyircinin alkışları arasında kenara geldi.
İki dakika sonra Şenol Güneş'in yaptığı değişikliklerin
karşılığı geldi. Kerim bu kez sağ kanattan ortasını yaptı, Gökhan Töre topla
buluştu ve golünü attı.
İşte o anda teknik direktörlerin neden saha kenarında
bulunduğunu bir kez daha gördük. Birkaç dakika önce Olcay oyundan alınmasına
itiraz etmişti ama Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü iki oyuncudan biri golün
pasını verdi, diğeri golü attı.
Demek ki neymiş?
Herkes işine bakmalıymış.
Beşiktaş böylece üstün oynadığı karşılaşmada
Galatasaray'ın savunma ağırlıklı oyununu aşmayı başardı ve üç puanı hanesine
yazdırdı. Daha da önemlisi, Sporting Lizbon karşısında yaşanan ağır hayal
kırıklığının ardından takımın ne kadar çabuk toparlanabileceği konusunda
kafamızdaki soru işaretlerini ortadan kaldırdı. Avrupa'dan birkaç gün önce çok
acı bir şekilde elenen futbolcular, derbiye çıkıp yeniden kendi oyunlarını
oynadılar.
Bu bana alınan üç puan kadar değerli geliyor.
Şimdi gelelim liderlik meselesine. Geçen haftalarda maç
fazlasıyla lider olan takımların sanki haftayı zirvede tamamlamış gibi
sunulmasını eleştirmiştim. Aynı şeyi bugün de düşünüyorum. Haftanın bütün
karşılaşmaları oynanmadan liderlik koltuğunun kime ait olduğunu tartışmanın
fazla anlamı yok.
Ama Fenerbahçe'nin kısa süreliğine oturduğu koltuğu
Beşiktaş'ın derbi galibiyetiyle geri alması hoşuma gitmedi desem yalan olur.
Geçen hafta kullandığım benzetmeyle söyleyelim: Şehzade
yine kısa süreliğine tahta oturdu ama sefere çıkan padişah geri döndü.
Biraz eğlenmek bizim de hakkımız.
Dört gün önce Avrupa'da bir rüya sona ermişti. Bu gece
başka bir hikâyenin hâlâ bütün güzelliğiyle devam ettiğini gördük.
Kara Kartal lider.
Ve yoluna devam ediyor.
Stadyum: Atatürk Olimpiyat Stadyumu
Hakemler: Mete Kalkavan, Ekrem Kan, Esat Sancaktar, Tolga Özkalfa (4. Hakem)
Beşiktaş: Günay, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Oğuzhan, Quaresma (Dk.72
Gökhan), Sosa (Dk.87 Necip), Olcay (Dk.60 Kerim), Gomez
Yedekler: Hüseyin, Serdar, Tosic, Kerim, Necip, Gökhan, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Galatasaray: Muslera, Sabri, Semih, Hakan, Olcan, Chedjou, Selçuk, Yasin(Dk.73
Tarık), Sneijder, Podolski, Burak (Dk.37 Umut)
Yedekler: Cenk, Koray, Rodriguez, Emre, Tarık, Bilal, Umut
Teknik Direktör: Mustafa Denizli
Goller: Sneijder (Dk.54), Gomez (Dk.56), Gökhan (Dk.74)
Sarı Kartlar: Gomez (Dk.45), Yasin (Dk.52), Oğuzhan (Dk.58), Olcan (Dk.61), Selçuk
(Dk.67), Chedjou (Dk.90), Semih (Dk.90+3)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder