UEFA Avrupa Ligi H Grubu'ndaki altıncı ve son maçında
Sporting Lizbon'a konuk olan Beşiktaş, rakibine 3-1 yenilerek Avrupa kupalarına
veda etti. Son karşılaşmaya grubun lideri olarak çıkan Kara Kartal, tur
kapısını araladığı bir gecede yalnızca birkaç dakika içerisinde her şeyi
kaybetti.
Dün gece seksenli yıllardan kalma Avrupa kupası
travmalarına küçük bir geri dönüş yaptım. O yıllarda çocuk olan ben,
Beşiktaş'ın Avrupa'ya veda ettiği maçların ardından bazen sabaha kadar aynı
mücadeleyi rüyamda görürdüm. Şimdi zihnimi meşgul eden çok daha önemli
meseleler olduğundan o eski kâbuslar geri dönmedi ama maçı izlerken
çocukluğumda hissettiğim o duyguyu yeniden hatırladığımı söyleyebilirim.
İlk yarıda Sporting Lizbon'a pek göz açtırmayan,
İstanbul'daki karşılaşmanın aksine oyuna çok daha fazla hükmeden bir Beşiktaş
vardı sahada. Dakikalar ilerledikçe turu geçeceğimize olan inancım da
artıyordu. Sporting sanki Beşiktaş'ın üstünlüğünü kabullenmiş gibiydi. En
azından Kara Kartal kadar iştahlı görünmüyordu. İstanbul'da oynadıkları futbolu
gördükten sonra bu takımı deplasmanda geçmenin ne kadar zor olacağını
düşünmüştüm. Oysa şimdi karşılarında son derece özgüvenli bir Beşiktaş vardı.
Ataklarımız arka arkaya geliyor, özellikle Olcay sık sık
ön plana çıkıyordu. Girdiğimiz net pozisyonlar heyecanımı daha da artırdı.
Takımın oyununa baktıkça içimdeki ses aynı şeyi söylemeye başlamıştı: Bu iş bu
gece bitecek.
İkinci yarıda tempo daha da yükseldi. Sporting zaman
zaman tehlikeli hücumlar geliştirse de bunlar maçtan önce korktuğum türden
ataklar değildi. Artık tur konusunda neredeyse tamamen ikna olmuştum.
Sonra sahneye İsmail çıktı. Gerçi İsmail bu maçta
sahneden pek inmedi. Kazandığı topu çok güzel bir pasla Quaresma'ya aktardı.
Quaresma da sağ kanattan beklediğimiz o sağ ayak dışı vuruşuyla ortasını yaptı.
Top Mario Gomez'in önüne düştüğünde artık golden başka bir sonuç düşünmek
istemiyordum.
Öyle de oldu.
58. dakikada Mario Gomez topu ağlara gönderdi ve Kara Kartal, Sporting
Lizbon gibi güçlü bir rakip karşısında deplasmanda 1-0 öne geçti.
Bir rüya olmalıydı bu.
Üstelik biteceğini hiç düşünmüyordum. Beşiktaşlı
futbolcuların da sahadaki konsantrasyonuna baktığımda aynı inancı taşıdıklarını
hissediyordum. Tur artık çok yakındı.
Fakat futbol bazen insanın önündeki manzarayı birkaç
dakika içerisinde tamamen değiştirebiliyor.
67. dakikada Sporting beraberliği buldu. Pozisyonda Tolga'nın daha
farklı davranabileceğini düşünüyorum. Savunmanın arkasına gönderilen topa
çıkmak konusunda tereddüt etti ve sonunda kalesine dönmeyi tercih etti.
Sporting bu fırsatı değerlendirdi ve skoru 1-1 yaptı.
Beraberlik bile Beşiktaş'a turu getiriyordu ama bu gol
takımın dengesini beklemediğim ölçüde bozdu. Olcay da maçtan sonraki
röportajında yedikleri golün ardından dağıldıklarını söyledi. O ana kadar
oyunun kontrolünü elinde tutan Beşiktaş birkaç dakika içerisinde bambaşka bir
takıma dönüştü.
Üstelik ilk bölümde beklediğim gücünü gösteremeyen
Sporting de beraberlik golünün ardından kendine geldi. Ev sahibi takım birden
daha özgüvenli, daha hızlı ve daha iştahlı oynamaya başladı. 72. ve 77.
dakikalarda gelen iki golle skor bir anda 3-1 oldu. Üçüncü golde de Tolga'nın
kapattığı köşeden topun ağlara gitmesine engel olamaması gecenin onun açısından
ne kadar talihsiz geçtiğini gösteriyordu.
Ne olduğunu anlamak gerçekten zordu.
Beşiktaş daha iyi oynadığı, deplasmanda golü bulduğu ve
tur kapısını ardına kadar açtığı bir anda ayağı takılmış gibi merdivenlerden
aşağı yuvarlandı. Birkaç dakika önce özenle çıktığı basamakların tepesindeyken
birden kendisini yeniden en aşağıda buldu.
Ve bu kez kalkacak zaman kalmamıştı.
Maçın ardından yapılan yorumlarda doğal olarak Tolga'nın
hataları üzerinde çok duruldu. Eski Beşiktaşlı futbolcular Feyyaz Uçar ve Ali
Gültiken de pozisyonları oldukça sert biçimde eleştirdiler. Tolga'nın gecenin
sonucunda önemli payı olduğunu inkâr etmek mümkün değil. Fakat mikrofon
uzatılan Beşiktaşlı futbolcuların mağlubiyeti tek bir arkadaşlarının üzerine
bırakmak yerine sorumluluğu takım olarak üstlenmeleri benim için gecenin
değerli davranışlarından biriydi.
Bence yapılması gereken de buydu.
Çünkü futbolcu hata yapar. Kalecinin hatası yalnızca
diğerlerinden daha görünürdür; yaptığı yanlış çoğu zaman doğrudan tabelaya
yazılır. Tolga için de çok üzüldüm. İyi niyetinden hiçbir zaman şüphe etmediğim
ve Beşiktaş kalesinde olmayı hak ettiğini düşündüğüm bir oyuncunun böyle önemli
bir gecede hatalarıyla hatırlanacak olması kolay değil.
Ama bu takım buraya kadar da birlikte geldi.
Dolayısıyla Avrupa'ya da birlikte veda ediyoruz.
Beşiktaşlıların maçlarımızı anlatmasından pek
hoşlanmadığı İlker Yasin'in yıllarca hafızalarda kalan bir sözü vardı: “Bir
rüya da böyle bitti sayın seyirciler.”
O karanlık ve derin ses tonuyla bu cümleyi duymaktan ne
kadar hoşlanmasak da bazen futbol insanın önüne tam da o cümleye benzeyen
geceler çıkarıyor.
Bu sefer gerçekten bir rüya böyle bitti sayın
seyirciler.
Hem de en güzel yerinde.
Şimdi önümüzde Galatasaray derbisi var. Takımın bu
gecenin hayal kırıklığını kısa sürede üzerinden atması gerekiyor. Çünkü birkaç
gün sonra yeniden sahaya çıkacağız ve sezon bütün hızıyla devam edecek.
Avrupa rüyası bitti.
Beşiktaş'ın hikâyesi bitmedi.
Stadyum: Jose Alvalade Stadyumu
Hakemler: Manuel Grafe, Guido Kleve, Mark Borsch, Christoph Bornhorst (4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Tosic, İsmail (Dk.85 Kerim), Atiba, Oğuzhan,
Quaresma, Sosa (Dk.80 Cenk), Olcay (Dk.72 Necip), Gomez
Yedekler: Günay, Serdar, Milosevic, Kerim, Necip, Pedro, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Sporting CP:
Patricio, J. Pereira, Nascimento, Oliveira, Naldo, Carvalho, Silva(Dk.64
Gutierrez), Mario, Ruiz, Montero(Dk.46 Martins), Slimani(Dk.88 Pereira)
Yedekler: Boeck, Figueiredo, Martins, Aquilani, Gutierrez, M. Pereira, Esgaio
Teknik Direktör: Jorge Jesus
Goller: Gomez (Dk.58), Slimani (Dk.67), Ruiz (Dk.72), Gutierrez (Dk.77)
Sarı Kartlar: Carvalho (Dk.18), Quaresma (Dk.28), Silva (Dk.49), Gutierrez (Dk.77), Mario (Dk.90+2), Oliveira (Dk.90+2)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder