Beşiktaş, 2015 yılının son lig maçında Konyaspor'u
ağırladı ve ikinci yarıda attığı dört golle karşılaşmayı kazanmayı başardı.
Özellikle ikinci yarıda son derece iştahlı, kazanmayı kafasına koymuş bir Kara
Kartal vardı sahada. Gol geldikçe durmak yerine daha fazlasını istedi. Maç on
beş dakika daha oynansa sanki birkaç gol daha izleyecekmişiz gibi
hissediyordum.
Tribünler özellikle beşinci golü çok istedi. Skor 4-0
olmasına rağmen Beşiktaşlı futbolcular da bu talebi karşılamak istercesine
hücum etmeyi sürdürdüler. Futbol ilahlarının ise belli ki başka bir planı
vardı. Hakemin eklediği üç dakikaya rağmen o beşinci golü göremedik.
Biliyor musunuz, ben profesyonel futbolcu sevmem.
“Bu ne demek şimdi?” diye sorabilirsiniz. Haklısınız.
Hepsi profesyonel değil mi bu adamların?
Elbette öyleler. Fakat benim sözünü ettiğim
profesyonellik biraz başka.
Oğuzhan'ın 50. dakikada Beşiktaş adına ilk golü
atmasının ardından Şenol Güneş, Quaresma'yı oyundan aldı. Q7 bu karardan hiç
hoşlanmadı. Homurdanarak kenara geldi ve kendisini kulübeye attı. Oyundan
çıkmak istemediği her hâlinden belliydi.
Quaresma'nın futbolunda sevdiğim taraflardan biri de bu.
Adam sahada kalmak, oynamak, topa dokunmak istiyor. Maç onun için yalnızca
yerine getirilmesi gereken profesyonel bir görevmiş gibi görünmüyor. İçinde
hâlâ futbol oynamak isteyen bir çocuğun heyecanı var. Benim “amatörlük” derken
kastettiğim biraz da bu.
Ama tabii işin başka bir tarafı daha var. Şenol Güneş onu sarı kartı bulunduğu için kenara aldı. Sezon boyunca Quaresma'nın zaman zaman öfkesine yenildiğini gördük. Dolayısıyla hocanın ilerleyen haftalarda çok ihtiyaç duyacağı önemli bir oyuncusunu gereksiz bir karttan korumak istemesi son derece anlaşılır bir karardı.
Q7'nin buna sevinmesini beklemek ise biraz fazla
iyimserlik olur.
Adam oynamak istiyor.
Belki de onu bu kadar sevmemin nedenlerinden biri tam
olarak bu.
64. dakikada bu kez Mario Gomez çıktı sahneye. Alıştığımız sakinliğiyle
golünü attı ve maçın düğümünü büyük ölçüde çözdü. Fakat Beşiktaş'ın durmaya
niyeti yoktu. 69. dakikada Gökhan Töre nefis bir şutla kaleci Serkan'ı mağlup
etti ve fark üçe çıktı.
Bu golden sonra tribünlerin Serkan'la alay etmeye
başlaması ise hoşuma gitmedi. Eğlenceli bulanlar olabilir ama ben rakip takımın
kalecisini küçük düşürmeye çalışan tezahüratları Beşiktaş seyircisine
yakıştıramıyorum. Futbolun rekabeti başka, karşındaki sporcuyu aşağılamak başka
şey.
Gökhan golünü attıktan sonra Şenol Güneş onu da oyundan
aldı.
Yahu kardeşim, bu hoca hiç kimseden mi memnun değil?
Olur mu öyle şey? Gökhan'ın da sarı kartı vardı. Şenol
Güneş belli ki maçın sonucunu gördükten sonra gereksiz risk almak istemiyordu.
Birkaç hafta önce Quaresma'nın kart tehlikesi nedeniyle erken kenara
alınmasının ne kadar doğru bir hamle olabileceğini görmüştük. Hoca yine benzer
biçimde takımın sonraki maçlarını da düşünüyordu.
Fakat skor 3-0 olmuşken bile hücumdan vazgeçmedi. Cenk'i
de sahaya sürdü. Hani olur ya, sezon sonunda averaj gerekir. Rakibi
yakalamışken goller yağmur gibi yağsın.
Nitekim bir başka değişiklik oyuncusu Kerim Frei de şık
bir golle skoru 4-0'a taşıdı.
İşin bundan sonrası artık tribünlere kaldı.
Önce “Şampiyon Beşiktaş” tezahüratları yükselmeye
başladı. Ardından tribünlerden tek bir talep geldi:
Beş.
Beşiktaşlı futbolcular da sanki seyirciyi kırmamak
istercesine hücum etmeyi sürdürdüler. Beşinci gol için fırsatlar arandı ama
olmadı.
Adı olan o güzel skoru bu kez yakalayamadık.
Yine de 2015'in son lig maçında izlediğimiz futbol,
şampiyonluk yarışı açısından insana hayal kurduracak cinstendi. Bir hafta önce
Ankara'da iyi oynamadan kazanmanın yolunu bulan Beşiktaş, bu kez Konyaspor
karşısında özellikle ikinci yarıda gücünü açık biçimde gösterdi. Şampiyonluk
yolunda her iki tür galibiyete de ihtiyaç var.
Bu gece gerek tribünleri dolduran gerekse ekranları
başında maçı izleyen Beşiktaşlılar küçük bir şampiyonluk provasına şahit
oldular.
Üstelik yeni stadımızın inşaatı da hızla ilerliyor.
Bir süredir gerçek evinden uzakta yaşayan bu takımın
yeniden Beşiktaş'a döneceği gün giderek yaklaşıyor. Olimpiyat Stadyumu'nda,
Ankara'da, Konya'da ve daha nice geçici evde oynadığımız maçlardan sonra insan
ister istemez aynı hayali kuruyor.
Ya sezonun sonunda şampiyon olursak?
Ya o kupayı yeni stadımızda kaldırırsak?
Düşünmesi bile insanın gözlerinin dolmasına yetiyor.
Stadyum: Başakşehir Stadyumu
Hakemler: Serkan Çınar, Erdinç Sezertam, İsmail Şencan, Hakan Yemişken (4.
Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Oğuzhan, Quaresma (Dk.61
Olcay), Sosa (Dk.82 Cenk), Gökhan (Dk.73 Kerim), Gomez
Yedekler: Günay, Serdar, Necip, Tosic, Kerim, Olcay, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Konyaspor: Serkan, Mehmet, Vukovic, Ali T., Ömer Ali, Ali Ç., Mbamba, Uğur (Dk.60
Selim), Holmen, Bajic(Dk.60 Traore), Rangelov (Dk.81 Ömer Ş.)
Yedekler: Kaya, Abdülkerim, Selim, Vedat, Traore, Selçuk, Ömer Ş.
Teknik Direktör: Aykut Kocaman
Goller: Oğuzhan (Dk.50), Gomez (Dk.64), Gökhan (Dk.69), Kerim (Dk.80)
Sarı Kartlar: Uğur (Dk.38), Quaresma (Dk.56), Ali T. (Dk.56), Gökhan (Dk.68), Rhodolfo (Dk.84), Gomez (Dk.84)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder