Bu hafta maç yorumumu yazmak için haftanın bütün
karşılaşmalarının tamamlanmasını bekledim. Bir taraftan da uzun bir aradan
sonra maçın ardından spor medyasında yayımlanan bazı yorumlara göz attım.
İçlerinden biri özellikle dikkatimi çekti. Yazıda Beşiktaş'ın çok kötü bir
performans sergilediği, takımın gidişatının iyi olmadığı, Gökhan Töre'nin de
sahada adeta kaybolduğu anlatılıyordu.
Okuduklarımla benim izlediğim maç pek birbirine
benzemiyordu.
Bana göre Beşiktaş son derece kritik bir haftayı
kayıpsız kapatmayı başardı. Bir hafta önce Akhisar Belediyespor karşısında
alınan beklenmedik mağlubiyetin ardından takımın hızlı biçimde toparlanmaya
ihtiyacı vardı. Şampiyonluk hedefinin yarattığı baskı da giderek artıyordu.
Böyle bir ortamda zorlu bir deplasmana çıkıp, kendi seyircisi önünde kazanmak
için ciddi mücadele veren Kayserispor karşısında üç puanı almak küçümsenecek
bir başarı değil.
Üstelik şampiyonluk yarışındaki takımların her maçı
kusursuz oynaması mümkün değil. Bazen iyi oynarsınız ve kaybedersiniz, bazen de
istediğiniz futbolu tam olarak ortaya koyamadığınız hâlde kazanmayı
başarırsınız. Uzun bir yarışta önemli olan biraz da böyle günlerden üç puan
çıkarabilmek. Beşiktaş, Akhisar mağlubiyetinin ardından önüne çıkan bu karanlık
eşiği aşmayı başardı.
Kara Kartal maçı ne kadar istediğini daha 12. dakikada
Mario Gomez'in ayağından gelen golle gösterdi. Mario yine son derece klas bir
gole imza attı. Ceza sahasında topu bir ayağından diğerine alıp dengesini
kaybetmeden doğru köşeye göndermek her golcünün harcı değil. Şiir gibi bir
andı.
Sevincimiz ise fazla uzun sürmedi. 17. dakikada
Biseswar'ın golüyle Kayserispor karşılık verdi ve doğal olarak keyfimiz kaçtı.
Biseswar attığı golün de verdiği güvenle maç boyunca etkili bir oyun sergiledi.
Kayserispor kendi sahasında Beşiktaş'a puan kaybettirmek için elinden gelen
mücadeleyi veriyordu ve özellikle Biseswar birçok pozisyonda ön plana çıktı.
Beşiktaş ise oyunun belirli bölümlerinde, özellikle
ikinci yarıda, hücumdaki ağırlığını iyice artırdı. Yine her zamanki gibi önemli
fırsatlar da harcadık. Bunların en şaşırtıcılarından birinde Mario Gomez ile
Sosa, kaleyi düşünmek yerine topu birbirlerine bırakmakta o kadar ısrar ettiler
ki son derece net bir gol fırsatı ortadan kayboldu.
Dolayısıyla Beşiktaş'ın kötü oynadığı görüşüne
katılmıyorum. Eksikleri vardı, zaman zaman istediği oyunu kurmakta zorlandı ama
yakaladığı fırsatlara bakıldığında karşılaşmayı çok daha farklı bir skorla
kazanması da mümkündü.
Tabii heyecanla ikinci yarıya geçiverdim. Oysa maçın
kaderini belirleyen gol daha ilk yarının 41. dakikasında gelmişti.
Sosa...
Böylesine güzel bir serbest vuruş golünü canlı yayında
izlediğim için kendimi şanslı hissediyorum. Topu öyle bir yere gönderdi ki adam
resmen kalenin köşesindeki örümcek ağlarını temizledi. Muhteşem bir goldü ve
maç özetleri arşivimizdeki yerini fazlasıyla hak etti.
Karşılaşmayla ilgili beni ayrıca sevindiren bir başka
şey Mustafa'nın yeniden oyuna girmesiydi. Önünde Mario Gomez ve Cenk Tosun gibi
iki formda santrfor olduğu için forma bulmasının ne kadar zor olduğunu
biliyorum. Yine de Mustafa Beşiktaş'ın çocuğu. Yeniden takıma kazandırılmasını
ve başarılı olmasını gönülden diliyorum.
Şimdi gelelim işin biraz daha eğlenceli tarafına.
Geçen haftalarda Beşiktaş'ın maç fazlasıyla lider olduğu
anların gereğinden fazla önemsenmesini eleştirmiştim. Dolayısıyla aynı ölçüyü
kendimize de uygulamak gerekiyor. Bir takım haftanın diğer karşılaşmaları
oynanmadan liderlik koltuğuna oturdu diye şampiyon olmuyor.
Ama ertesi gün Fenerbahçe'nin puan kaybettiğini görünce
keyiflenmedim desem de yalan olur.
Ne yapalım, taraftarlık da biraz böyle bir şey.
Böylece haftanın bütün maçları tamamlandığında liderlik
koltuğunda yine Beşiktaş vardı. Akhisar mağlubiyetinden hemen sonra gelen bu
deplasman galibiyeti de üç puanın ötesinde bir anlam kazandı. Takım sendeledi
ama düşmedi.
Şimdi sıra Avrupa'da.
Kara Kartal perşembe akşamı, lider olduğu grubun son
maçında Sporting Lizbon deplasmanına çıkacak. Takımıma güveniyorum ama içimde
soğuk bir heyecan dalgası dolaştığını da inkâr edemem. Beş maç sonunda lider
olduğumuz bir gruptan son doksan dakikada Avrupa'ya veda etmek gerçekten çok
acı olur.
Başka maçların hesabını yapmadan kendi işimizi kendimiz
görmek zorundayız.
Futbol ilahlarının eli Kara Kartal'ın üzerinde olsun.
Stadyum: Kayseri Kadir Has Stadyumu
Hakemler: Bülent Yıldırım, Serkan Ok, Asım Yusuf Öz, Kemal Yılmaz (4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Tosic, İsmail, Atiba, Necip, Gökhan (Dk.63
Kerim), Sosa, Olcay (Dk.84 Mustafa), Gomez (Dk.71 Cenk)
Yedekler: Günay, Serdar, Milosevic, Kerim, Motta, Mustafa, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Kayserispor: Kayacan, Mabiala, Zeki, Mustafa, Ömer, Deniz (Dk.84 Sinan), Sow, Furkan
(Dk.73 Yakubu), Biseswar, Oğulcan (Dk.54 Lopes), Derley
Yedekler: Abdulaziz, Simic, Lopes, Cem, Barış, Yakubu, Sinan
Teknik Direktör: Tolunay Kafkas
Goller: Gomez (Dk.12), Biseswar (Dk.17), Sosa (Dk.41)
Sarı Kartlar: Rhodolfo (Dk.15), Mustafa (Dk.90)


Besiktas, klas oyunculari sayesinde maci kazandi. Zaten klas oyuncularin farki burada. Bir pas, bir gol, iki calim... Takim oynayamadigi zaman sahneye cikip maci alirlar.
YanıtlaSil