Beşiktaş,
Ankara deplasmanında Osmanlıspor'un konuğu oldu ve ev sahibi takımı 3-2 mağlup
etmeyi başardı. Özellikle ilk yarıda fazlasıyla durgun, organize olmaktan uzak
bir görüntü çizen Kara Kartal, ikinci yarıda da rakibinin birçok tehlikeli
atağıyla karşı karşıya kaldı. Buna rağmen sahadan üç puanla ayrılmayı başardı.
Şimdi biraz
maça bakalım.
İlk yirmi
dakikalık bölümde Quaresma tam üç kez sağ kanattan atağa kalkmak istedi ve
üçünde de neredeyse aynı şekilde topun taca çıkmasına engel olamadı. Bir ara
aynı pozisyonun tekrarını izlediğimden şüphelendim. Beşiktaş gerçekten tuhaf
biçimde dağınıktı. Orta sahada belirgin bir oyun düzeni yoktu ve futbolcular
birbirlerinden kopuk görünüyordu.
Nitekim
Osmanlıspor 21. dakikada savunmamızı çizgi hâlinde yakaladı ve maçın ilk golünü
buldu. Tolga'nın pozisyonda önde yakalanması da işimizi iyice zorlaştırdı.
Bir dakika
sonra Bilal Aziz'in Quaresma'ya yaptığı sert müdahale tansiyonu yükseltti. Bu
tür pozisyonlarda çoğu zaman rakibine dönüp bakmadan yoluna devam eden Q7, bu
kez oldukça sinirlendi ve Bilal Aziz'in üzerine yürüdü. Müdahalenin sertliği
Quaresma'nın tepkisini anlaşılır kılıyordu ama bu sezon birkaç kez gördüğümüz
gibi, onun böyle anlarda öfkesini kontrol etmesi gerektiğini de unutmamak
lazım.
İlk yarım
saat boyunca sahada ne yapmak istediği pek anlaşılmayan bir Beşiktaş izledik.
Böyle olunca görevi gol paslarını almak ve ceza sahasında sonuç üretmek olan
Mario Gomez de adeta oyunun dışında kaldı.
31. dakikada Quaresma ceza sahasında bir müdahalenin ardından yerde
kaldı. Benim izlediğim kadarıyla burada penaltı verilmesi gerekirdi. Artık
içime fenalıklar gelmeye başlamıştı ki Oğuzhan'ın sağ kanatta düşürülmesinin
ardından Quaresma serbest vuruş için topun başına geçti. Q7'nin güzel ortasında
kalabalık savunmanın arasından yükselen Mario Gomez topu ağlara gönderdi.
İşte o dakika
Mario'nun hâlâ sahada olduğundan emin olabildik.
Golden sonra
Kara Kartal'ın toparlanıp oyuna ağırlığını koyacağını düşündüm ama olmadı.
Beşiktaş ilk yarının sonuna kadar dağınık görüntüsünden kurtulamadı.
Osmanlıspor da çok etkili bir futbol oynamıyordu ama 43. dakikada Ndiaye tam
beş Beşiktaşlı oyuncunun arasından şutunu çıkarıp takımını yeniden öne
geçirmeyi başardı.
Pozisyonu
izlediğim anda birkaç gün önce oynadığımız Türkiye Kupası maçı geldi aklıma.
Cenk'in beş Karabüksporlu oyuncunun arasından sıyrılıp attığı golün ardından
rakip savunmayla biraz fazla eğlenmiştim.
Keşke
Karabükspor'u küçümseme gafletinde bulunmasaydım.
Futbol
insanın söylediğini bazen dört gün içinde önüne koyabiliyor.
İlk yarının
son dakikalarında Beşiktaşlı futbolcular Bilal Aziz'in ceza sahasında topa elle
müdahale ettiği gerekçesiyle penaltı beklediler. Bana göre burada penaltı
yoktu. Oyuncu kolunu toptan uzaklaştırmaya çalışıyordu. Gereksiz itirazların
sonunda Oğuzhan'ın bir de sarı kart görmesiyle ilk yarı tamamlandı.
Ortada çok
iyi futbol oynayan iki takım yoktu ama tuhaf biçimde üç gol izlemiştik.
Ne yalan
söyleyeyim, devre arasında maçtan fazlasıyla soğumuştum. Yine de izlemeye devam
ettim. İyi ki de etmişim.
İkinci yarıya
daha derli toplu başlayan Kara Kartal, henüz 49. dakikada Sosa'nın ayağından
beraberlik golünü buldu. Bu golün ardından artık oyunun kontrolünü tamamen ele
geçireceğimizi düşündüm.
Yine
yanıldım.
Beklentimin
aksine oyuna ağırlığını koyan taraf Osmanlıspor oldu. Ev sahibi takım art arda
tehlikeli pozisyonlar üretmeye başlayınca ben de maçtan giderek uzaklaştım. Bir
süre sonra elimdeki telefondan arkadaşlarımla futbol dışındaki konularda
konuşmaya başlamıştım. Arada başımı kaldırıp ekrana bakıyor, skorun hâlâ
berabere olduğunu görüyor, ardından Beşiktaş'ın tutuk futboluna bakıp yeniden
telefonuma dönüyordum.
Anlaşılan
yalnızca bana fenalık gelmemişti. Şenol Güneş de oyunun gidişatından memnun
değildi ve kritik değişikliklere gitti.
Mario Gomez'i
sahada tutup Cenk Tosun'u oyuna alarak çift forvete dönmesi, Şenol Güneş'in
beraberlikle yetinmeye hiç niyeti olmadığını gösteriyordu. Quaresma'nın yerine
Necip'in girmesi de orta sahadaki dengeyi yeniden kurmak açısından anlaşılır
bir hamleydi. Olcay ise çok uzun süredir yüksek seviyede performans
gösterdikten sonra bu maçta belirgin bir düşüş yaşamıştı. Onun yerine Kerim
gibi dinlenmiş ve hücum gücü yüksek bir oyuncunun tercih edilmesi de doğru
görünüyordu.
Oynamayan bir
Beşiktaş nasıl maç kazanır sorusunun cevabı biraz da hocanın yaptığı bu
müdahalelerde saklıydı.
Ve nihayet
taktik çabalar karşılığını verdi.
Maçın son
anlarında Sosa yeniden sahneye çıktı. Tamamen kişisel becerisiyle yarattığı
pozisyonu golle sonuçlandırarak Beşiktaş'ı 3-2 öne geçirdi. Takımın iyi
oynamadığı, rakibin özellikle ikinci yarıda ciddi tehlikeler yarattığı bir
deplasmanda böyle bir golle üç puanı almak gerçekten çok değerliydi.
Hakem
karşılaşmanın sonuna beş dakika ekledi. Bana biraz fazla gelen bu sürede Kara
Kartal skoru korumayı başardı ve zorlu Ankara deplasmanından galibiyetle
ayrıldı.
Şampiyonluk
yarışında bazı galibiyetler güzel futbolla gelir, bazıları ise iyi
oynamadığınız bir günde maçı bırakmamakla. Bu karşılaşma kesinlikle ikinci
gruptaydı. Birkaç hafta önce söylediğim gibi, şampiyonluk adaylarının önemli
özelliklerinden biri kötü günlerinde de kazanmanın bir yolunu bulabilmeleridir.
Gelelim artık
geleneksel hâle gelen liderlik meselesine.
Yayınlarda
yine Beşiktaş'ın “liderliği geri aldığı” söylenmeye başlandı. Ben hâlâ aynı
yerdeyim: Haftanın bütün maçları tamamlanmadan liderlik hesabı yapmanın fazla
anlamı yok. Bir günlüğüne zirveye çıkan takım da şampiyon olmuyor, ertesi gün
oradan inen takım da yarıştan kopmuyor.
Ama şu
şehzade-padişah meselesi giderek eğlenceli bir hâl almaya başladı.
Madem her
maçın ardından koltuğa kimin oturduğunu konuşacağız, o zaman ben de biraz
eğlenebilirim.
Haftanın
bütün karşılaşmaları tamamlandı.
Beşiktaş bu hafta da lider.
Stadyum: Osmanlı Stadyumu
Hakemler: Alper Ulusoy, Kemal Yılmaz, Volkan Narinç, Tarık Ongun (4. Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, İsmail, Atiba, Oğuzhan (Dk.81 Cenk),
Quaresma (Dk.67 Necip), Sosa, Olcay (Dk.46 Kerim), Gomez
Yedekler: Günay, Serdar, Tosic, Gökhan, Kerim, Necip, Cenk
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Osmanlıspor: Ahmet, Bilal (Dk.62 Pinto), Uğur, Numan, Muhammed, Tisdell (Dk.78
Erdal), Ndiaye, Musa, Mehmet, Umar, Rusescu (Dk.74 Webo)
Yedekler: Hakan, Pinto, Yalçın, Erdal, Galip, Seto, Webo
Teknik Direktör: Mustafa Reşit Akçay
Goller: Rusescu (Dk.21), Gomez (Dk.34), Ndiaye (Dk.44), Sosa (Dk.49, 90)
Sarı Kartlar: İsmail (Dk.18), Bilal (Dk.23), Oğuzhan (Dk.45+2), Musa (Dk.54), Necip (Dk.77)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder