14 Eylül 2016 Çarşamba

BENFICA 1 - 1 BEŞİKTAŞ (13/EYLÜL/2016)


Beşiktaş, 2016-2017 sezonundaki ilk Şampiyonlar Ligi maçına Benfica deplasmanında çıktı. Karşılıklı ataklarla geçen ve iki takımın da zaman zaman üstünlüğü ele aldığı mücadele, özellikle son dakikalarıyla unutulmaz maçlarımız arasına girdi.

İlk on dakikada Beşiktaş kendine güvenen, ev sahibi takımın baskısını karşılayabilen bir görüntü sergiledi. Buna rağmen 12. dakikada Benfica öne geçti. Tolga ilk şutu kontrol edemeyince önüne düşen topu Cervi ağlara gönderdi. Açıkçası böyle kritik bir Avrupa deplasmanında kalede Fabri'yi görmeyi bekliyordum. Yeni transfer edilen yabancı bir kalecinin özellikle bu tür maçlarda tercih edileceğini düşünmüştüm. Şenol Güneş'in tercihi Tolga'dan yana oldu ama yediğimiz golün ardından bu tercih benim açımdan daha da tartışılır hâle geldi.

Neyse ki golün ardından Kara Kartal, çocukluğumuzda Avrupa maçlarında zaman zaman gördüğümüz gibi dağılmadı. Seksenli yıllardan kalan o duyguyu hâlâ hatırlıyorum: Avrupa'da bir gol yediğimizde insanın içine “Acaba arkası gelir mi?” korkusu yerleşirdi. Şimdiki Beşiktaş ise çok daha farklı. Takım kısa sürede toparlandı ve yeniden oyunun dengesini kurdu.

İlk yarının kalan bölümü karşılıklı ataklarla geçti. Beşiktaş zaman zaman Benfica savunmasını zor durumda bıraktı ancak ev sahibi takım da topu kazandığında çok hızlı biçimde ceza sahamıza inebiliyordu. Bazı pozisyonlarda savunma oyuncularımızın riske girmeyip topu doğrudan uzaklaştırmayı tercih etmeleri dikkatimi çekti. Oğuzhan ise beklediğim kadar oyunun içinde değildi. Böyle bir karşılaşmada orta sahadaki ağırlığını daha fazla hissettirmesini bekliyordum ama ilk yarıda zaman zaman kayboldu. Devre Benfica'nın 1-0 üstünlüğüyle sona erdi.

ADRIANO YILLARIN TECRÜBESİNİ KONUŞTURDU

Beşiktaş ikinci yarıya oyuna daha fazla ağırlığını koyarak başladı. Talisca'nın sahaya girmesi doğru bir hamleydi. Daha ilk maçlarından olmasına rağmen bu oyuncunun yeni Beşiktaş'ın önemli isimlerinden biri olabileceği hissini veriyor.

55. dakikada Talisca ceza sahasına girdi ve rakibiyle mücadelesinde yerde kaldı. İlk anda penaltı olduğunu düşünüp heyecanlandık ama pozisyonu tekrar izlediğimde fikrim değişti. Bana göre penaltıyı gerektirecek bir müdahale yoktu. Hakem de kısa bir tereddüdün ardından oyunu devam ettirdi. İnsan kendi takımının lehine olabilecek bir pozisyonda ilk anda başka türlü görmek istiyor elbette ama tekrar görüntüsü bazen heyecanımızın önüne geçebiliyor.

Bu maçta beni en fazla memnun eden noktalardan biri Beşiktaş'ın savunma kurgusuydu. Benfica hızlı ve tehlikeli hücumlar geliştirmeye çalışmasına rağmen savunmamız birçok pozisyonda son derece dikkatliydi. Rakibin hücumcularına rahat hareket edecek alan bırakmadık.

Aboubakar bu maçtaki gol silahımızdı ancak beklediğimiz etkiyi yaratamadı ve yerini Olcay'a bıraktı. Adriano'nun yerine de Cenk oyuna girdi. Şenol Güneş'in maçın son bölümünde Cenk'i sahaya sürmesi, mağlubiyeti kabullenmeye niyeti olmadığını gösteriyordu. Biz de oynanan futbolun karşılığı olarak en azından beraberlik golünü bekliyorduk.

Talisca ikinci yarıda oyuna girdikten sonra takımın hücumdaki görüntüsünü değiştiren isimlerden biri olmuştu. Maç devam ederken içimden, “Acaba bu güzel oyununu bir golle süsler mi?” diye geçirdiğimi hatırlıyorum. Doksan dakika tamamlandığında bile beraberlikten umudumu kesmemiştim çünkü oynanacak dört dakika daha vardı.


 ATIBA 22 YAŞINDA OLSA ANCAK BU KADAR İYİ OYNARDI.

Beşiktaş bu dört dakikayı sonuna kadar kullandı. Ataklar peş peşe gelirken artık bu maçtan mağlup ayrılmanın sahada ortaya koyduğumuz oyunun karşılığı olmayacağını düşünüyordum. Derken ceza sahasının hemen önünde bir serbest vuruş kazandık.

“Bu mudur?” dedik ve koltuklarımıza çakıldık.

Topun başına Talisca geçti.

Maç boyunca önemli kurtarışlar yapan Ederson, Talisca'nın vuruşunda fotoğraf karelerine yakışacak biçimde uzandı ama topun ağlara gitmesini engelleyemedi. Öyle bir serbest vuruştu ki insanın dev posterini bastırıp odasının duvarına asası geliyor. Uzatma dakikalarında gelen bu golle Kara Kartal, Benfica deplasmanından 1-1'lik beraberliği çıkardı.

Şampiyonlar Ligi'nin ilk maçında deplasmanda alınan bu puanın ileride ne kadar değerli olacağını hep birlikte göreceğiz. Avrupa kupalarında yıllarca “Ah, o ilk maçta yenilmeseydik” dediğimiz çok oldu. Bu kez ilk maçta yenilmedik ve gruba önemli bir deplasman puanıyla başladık.

Yeni Beşiktaş bana büyük heyecan veriyor. İlk kez birlikte oynayan birçok futbolcunun şimdiden böylesine uyumlu görünmesine şaşırdığımı söylemeliyim. Elbette eksikler var ve takımın oturması zaman alacak ama başlangıç umut verici.

Biraz da bizim yüzümüz gülsün artık. Geçen sezonun şampiyonluğunun tadını çıkarmaya devam edelim, her maçta üzerine biraz daha koyalım.

Şimdi bir de Vodafone Arena'nın büyüsünü Şampiyonlar Ligi gecelerine taşıyalım.

Stadyum: Luz

Hakemler: Milorad Mazic, Milovan Ristic, Dalibor Djurdjevic (Sırbistan)

Benfica: Ederson, Semedo, Lisandro Lopez, Lindelöf, Girmaldo, Fejsa, Horta, Salvio, Cervi (Dk.70 Samaris), Pizzi, Guedes

Beşiktaş: Tolga Zengin, Beck, Marcelo, Tosic, Adriano (Dk. Cenk Tosun), Gökhan İnler, Hutchinson, Quaresma, Oğuzhan Özyakup (Dk.46 Talisca), Caner Erkin, Aboubakar (Dk.81 Olcay Şahan)

Goller: Dk. 12 Cervi (Benfica), Dk.90+3 Talisca (Beşiktaş)

Sarı Kartlar: Samaris, Salcio (Benfica), Caner Erkin, Andreas Beck (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder