Beşiktaş, 2016-2017 sezonunun üçüncü maçında Karabükspor’u ağırladı. İlk
yarım saatine iki gol sığdırdığımız karşılaşma, Beşiktaş adına son derece iyi
başladı. Cenk’in bu takımın asıl golcüsü olup olamayacağı tartışıladursun, o
gollerini istikrarlı biçimde atmaya devam ediyordu. Nitekim maçın ilk golü yine
onun ayağından geldi.
Hemen
ardından Ömer, Beşiktaş’tan ayrı geçirdiği dönemde ne kadar iyi çalıştığını
kanıtlamak istercesine ikinci golü konuk takımın ağlarına bıraktı. Vodafone
Arena’nın açılmasının ardından kendi sahasında oynadığı her maçta fırtına gibi
esen bir Kara Kartal vardı. Kâğıt üzerinde karşılaşmanın favorisi olan
Beşiktaş, bunu sahada da göstermeye kararlıydı ve oynadığı futbolla üstünlüğünü
fazlasıyla pekiştiriyordu.
Gelgelelim
ortada tuhaf sayılabilecek bir durum vardı. Beşiktaş, sahaya ligin ilk iki
maçındakinden neredeyse tamamen farklı bir kadroyla çıkmıştı. Transfer
döneminin son günlerine ustalıkla sığdırılan başarılı hamlelerle adından söz
ettiren Kara Kartal’ın, artık sahaya sürebileceği iki ayrı takımı varmış gibi
görünüyordu. Üç farklı kulvarda mücadele edecek bir ekip açısından bunun büyük
bir avantaj olduğuna şüphe yoktu.
Daha
da güzeli, sahaya çıkan bu yeni Beşiktaş’ın bütün oyuncuları aylardır birlikte
oynuyormuşçasına uyumlu hareket etmesiydi. Bu görüntü, maçı birlikte izlediğim
sevgili babamla beni pek keyiflendirmişti. Babam, ortaya çıkan uyumun teknik
direktörün başarısı olduğunu söyledi.
Demek ki Şenol Güneş’in zihninde
belirli bir oyun sistemi vardı. Sahaya kimi sürerse sürsün, oyuncular değişiyor
fakat takımın futbolu ve aldığı sonuç değişmiyordu.
“Helal
olsun,” dedik beraber.
İlk
yarı Beşiktaş’ın üstün futboluyla geçti ve iki farklı galibiyetiyle sona erdi.
İkinci yarıda gollerin devamının geleceğinden ve takımımız adına daha fazlasını
izleyeceğimizden neredeyse hiç şüphemiz yoktu.
Fakat
ikinci yarı, ilk devrede zaman zaman işaretlerini veren bir tehlikenin
gerçekleşmesiyle başladı. Karabükspor, kırk sekizinci dakikada Traoré’nin
golüyle farkı bire indirdi.
“Hani
Beşiktaş ilk yarıda üstün oynuyordu?” diyerek sözlerime şaşırabilirsiniz.
Beşiktaş üstündü üstün olmasına ama Traoré de kişisel çabasıyla takımı adına ön
plana çıkmaktan geri durmuyordu. İkinci yarının hemen başında bu gayretini son
derece şık bir golle süslemeyi başardı.
Takımımız gol yiyince keyfimizin kaçmadığını söylersem yalan olur. Yine de hem futbolcularımıza hem de Şenol Güneş’e güvenimiz tamdı. Ardından beklemediğimiz bir değişiklik geldi. İlk yarıda kurduğu sistem nedeniyle övgüler yağdırdığımız Şenol Hoca, yeni transfer Talisca’yı oyundan alarak yerine Oğuzhan’ı sürdü.
Babamın ifadesiyle, takımın
kusursuz çalışan beyninin faaliyetleri bir anda kısıtlanmıştı.
Talisca’nın
yerine Oğuzhan’ın alınması, o anda bize yapılabilecek son değişiklikmiş gibi
göründü. Şaşkınlığımızı gizleyemedik ancak takıma olan güvenimizi de
kaybetmedik. Bir süre sonra Şenol Hoca, bizim gözümüzde ikinci bir tartışmalı
karara daha imza attı; ikinci golümüzü atan Ömer’i oyundan çıkarıp yerine
Adriano’yu aldı.
Vodafone
Arena’da yalnızca galibiyete odaklanmış bir Kara Kartal’ın golcülerinden biri
kenara geliyor ve yerine savunma yönü ağır basan bir oyuncu giriyordu. Bunu
kabullenmek kolay değildi. Hücumdaki zenginliği artırmayı tercih ederek bizi
daha önce defalarca mest eden Şenol Güneş, bu kez nedense takımını bir miktar
geri çekmek istemişti.
Bu
iki değişiklik, bizim gözümüzde Beşiktaş’ın sahadaki kimliğini büyük ölçüde
kaybetmesine neden oldu. İkinci yarının önemli bir bölümünde oyunun hâkimi
artık Beşiktaş değildi. İlk yarıda kusursuz işleyen düzen bozulmuş, Karabükspor
beraberlik için umutlanmaya başlamıştı.
Neyse
ki maçın sonlarına doğru ceza sahasında gerçekleşen bir faulün ardından hakem
penaltı noktasını gösterdi. Pozisyonda ikinci sarı kartını gören Nounkeu oyun
dışında kalırken topun başına geçen Oğuzhan, seksen ikinci dakikada Beşiktaş’ın
üçüncü golünü kaydetti.
Takımın
dengesi öylesine bozulmuş görünüyordu ki bu golden sonra bile tehlikenin
tamamen geçtiğini hissedemedik. Karşılaşmaya mutlak bir hâkimiyetle başlayan
Beşiktaş, attığı üç gole rağmen maçın sonunda galibiyeti güçlükle kurtarmış
izlenimi bıraktı.
Oyuncu
değişikliklerinde bize göre tartışmalı olan tercihler bir yana, biraz da olumlu
gelişmelerden söz edelim.
Fenerbahçe’den
yeni transfer edilen Caner, sanki kırk yıldır Beşiktaş forması giyiyormuş gibi
etkileyici bir futbol sergiledi. Gerek televizyon karşısında babamla biz,
gerekse tribünlerdeki seyirciler onu daha ilk maçında bağrımıza bastık.
Caner’in
önceki takımındaki hikâyesinin nasıl sona erdiği artık geride kalmıştı. Bizim
açımızdan önemli olan, böylesine yetenekli ve başarılı bir oyuncunun artık
Beşiktaş forması giymesiydi. O gün sahaya koyduğu futbolu izlerken, onun
Beşiktaş’ın önemli yıldızlarından biri olacağına ve belki de zamanı geldiğinde
futbolu “Beşiktaşlı Caner” olarak bırakacağına inanmak istedik.
Aynı
düşüncelerim yine Fenerbahçe’den transfer edilen Gökhan için de geçerliydi.
Otuzlu yaşlarının başında olmasına rağmen kalıbımı basarım ki en az dört yıl
boyunca bu takımın başarılarına imzasını atacaktı.
Aslında
hangisinden söz edeceğimi şaşırıyordum. Gökhan ve Caner’in dışında kadroya yeni
katılan o kadar çok oyuncu vardı ki söze nereden başlayacağımı bilemiyordum.
Talisca’nın oyundan alınmasaydı karşılaşmanın geri kalanında çok daha etkili
olabileceğine de emindim. Son olarak, kalesinde verdiği güvenle Fabri’yi de
babamla birlikte pek beğendiğimizi eklemeliyim.
Hafta
içinde Şampiyonlar Ligi deplasmanında Benfica’nın karşısına çıkacak olan Kara
Kartal, Karabükspor karşısında aldığı üç gollü galibiyetle moral depoladı. Yine
de Şenol Güneş’in bu maçta yaptığı tercihleri yeniden değerlendirmesini
umuyorduk.
Çünkü elinde neredeyse iki ayrı takım
kurabilecek kadar zengin bir kadro vardı. Şimdi asıl mesele, bu zenginliğin
içinden Avrupa sahnesinde ayakta kalacak gerçek bir Şampiyonlar Ligi takımı
çıkarabilmekti.
Stadyum: Vodafone Arena
Hakem: Serkan Çınar
Beşiktaş: Fabri, Gökhan Gönül, Marcelo, Tosic, Caner, Gökhan İnler, Tolgay,
Talisca (Dk.57 Oğuzhan), Ömer (Dk.59 Adriano), Olcay (Aboubakar), Cenk
Karabükspor: Ahmet, Kerim, Barış, Dany, Gaman (Dk.46 Tanase), Latovlevici, Poko,
Ceyhun, Skulason (Dk.77 İsaac), Traore, İlhan (Dk.66 Rodic)
Goller: Dk.26 Cenk Tosun, Dk.30 Ömer Şişmanoğlu, Dk.82 Oğuzhan (Beşiktaş),
k.48 Traore (Karabükspor)
Sarı kartlar: Caner Erkin, Tosic (Beşiktaş), Barış Başdaş, Poko, Traore
(Karabükspor)
Kırmızı Kartlar: Dany (Karabükspor)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder