Beşiktaş,
hafta içinde oynadığı UEFA Avrupa Ligi mücadelesinde Club Brugge'e şanssız bir
şekilde elenmişti. Yalnızca üç gün sonra deplasmanda çıktığı Fenerbahçe
derbisinde de sahayı ne yazık ki boynu bükük terk etti. Futbol kalitesi
açısından değerlendirildiğinde bir derbide olması gereken standartların oldukça
altında kalan karşılaşma, son dakikasına kadar golsüz devam etti. Tam maçın
beraberlikle biteceğini düşünürken Sow'un ayağından gelen beklenmedik gol,
sonucu Beşiktaş aleyhine çevirdi.
Hatırlarsanız
kısa süre önce Sivasspor'un Türkiye Kupası maçı, Beşiktaş ile oynayacağı lig
karşılaşması öncesinde ertelenmişti. Bu karara imza atan federasyon, her ne
hikmetse Avrupa'da son derece yüksek tempolu ve yıpratıcı bir maç oynayan
Beşiktaş'ın derbisini pazartesi gününe almak konusunda aynı hassasiyeti
göstermedi. Buna rağmen bir haftadır dinlenen Fenerbahçe bile üç gün önce
Avrupa kupası maçına çıkmış Beşiktaş karşısında belirgin bir üstünlük kuramadı.
Açıkçası Beşiktaşlı futbolcular Fenerbahçe derbisinde benim beklentilerimin
ötesinde bir mücadele ortaya koydular.
Gökhan, bütün
o bedensel ve zihinsel yorgunluğa rağmen savaşmayı bir an olsun bırakmadı.
Fakat aklından geçenleri sahaya yansıtmak için yaptığı hamlelerde artık
bedeninin kendisine yetişemediği açıkça görülüyordu. Onu izlerken ne kadar
üzüldüğümü anlatamam. Böylesine üst düzey bir futbolcunun ne yapmak istediğini
bildiği hâlde yorgunluk nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini görmek gerçekten
can sıkıcıydı. Üstelik aynı durum yalnızca Gökhan için değil, sahadaki diğer
Beşiktaşlı futbolcular için de geçerliydi. Kaleci Tolga ise Club Brugge maçında
seyirciden gördüğü haksız tepkiye rağmen toparlanıp derbiye çıkmıştı. Ne yazık
ki kritik bir pozisyonda topu kurtarmaya çalışırken yeniden sakatlandı.
Biraz da
Fenerbahçe'den bahsedelim. Aslında ev sahibi takım ayağına gelen büyük fırsatı
tepmek üzereydi ama son anda şansı yaver gitti. Yorgun bir Beşiktaş karşısında
bile son derece temkinli oynadılar ve oyunu orta sahada kilitlemeyi tercih
ettiler. Beşiktaş maç boyunca bu bölgeyi aşmakta büyük zorluk çekti.
Fenerbahçe'nin oyun anlayışı bana göre maçı kazanmaktan çok Beşiktaş'ın
oynamasını engellemek üzerine kuruluydu. Üstelik ligimizde ilk kez
Fenerbahçe'ye özel olarak uygulandığını gördüğümüz, tribünlerin tamamı yerine
yalnızca ikisinin seyirciye kapatılması cezası sayesinde kısmen de olsa seyirci
avantajına sahiptiler. Beşiktaş'ın orta sahadaki kilidi çözmeye başladığı
bölümlerde ise yaşanan tartışmalar oyunun temposunu düşürmekten başka bir işe
yaramadı.
Emre'nin
kendisinden yaşça büyük Beşiktaş Teknik Direktörü Slaven Bilic'le yaşadığı
tartışma da derbiye gölge düşüren görüntülerden biriydi. Fenerbahçe tribünleri
ise başka bir skandala imza atarak kaçırdığı gollerin ardından kendi oyuncuları
Emenike'yi yuhalamaya başladı. Adam öfkeden resmen kendinden geçti. Doğrusu
onun yerine ben üzüldüm. Bir futbolcuyu birkaç pozisyon kaçırdığı için kendi
seyircisinin bu hâle getirmesi kabul edilebilir bir davranış değil. Buna
karşılık Emenike'nin öfkeyle formasını çıkartıp sahayı terk etmeye yönelmesinin
ardından sarı kart görmemesi de hakem adına ayrı bir hataydı.
Beşiktaş
ikinci yarıda daha derli toplu bir futbol sergiledi ve önemli gol pozisyonları
da buldu. Buna rağmen maç ilerledikçe karşılaşmanın golsüz beraberlikle
tamamlanacağına iyice inanmaya başlamıştım. Neredeyse öyle de oluyordu. Fakat
Sow doksanıncı dakikada sahneye çıktı ve kurtarılması son derece güç bir
vuruşla topu ağlara gönderdi. Golün ardından gözyaşlarını tutamayan genç
kalecimiz Günay'a ayrıca üzüldüm. Club Brugge maçından sonra moralini yeniden
kazanmasına yardımcı olmamız gereken Tolga'nın yanına şimdi bir de Günay
eklenmiş oldu.
Maç beraberlikle sonuçlansaydı
belki birkaç gündür Beşiktaş'ın üzerinde biriken kara bulutlar biraz olsun
dağılacaktı. Fakat kader ağlarını başka türlü ördü. Avrupa'dan elenmenin hemen
ardından, doksanıncı dakikada gelen golle derbiyi de kaybettik. Şu şartlar
altında Fenerbahçe'nin aldığı bu galibiyeti büyük bir zafer olarak gören var
mıdır bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, o da bütün bu yorgunluğa,
sakatlıklara ve birkaç gün önce yaşanan büyük hayal kırıklığına rağmen
mücadeleyi bırakmayan Beşiktaşlı futbolculardan ve teknik heyetten ziyadesiyle
memnun olduğumdur.
Stadyum: Şükrü Saraçoğlu Stadyumu.
Hakemler: Fırat Aydınus, Serkan Ok, Aleks Taşçıoğlu.
Fenerbahçe: Volkan, Mehmet Topuz, Alves, Egemen, Caner, M.Topal, Emre, Meireles
(Dk.35 Sow), Kuyt (Dk.50 Diego), Alper, Emenike (Dk.46 Webo)
Teknik Direktör: İsmail Kartal.
Beşiktaş: Tolga (Dk.44 Günay), Serdar, Necip, Ersan, Motta, Atiba, Veli, Gökhan
Töre, Tolgay (Dk.72 Olcay), Sosa (Dk.80 Sosa), Demba Ba.
Teknik Direktör: Slaven Bilic.
Gol: Dk.90 Sow (Fenerbahçe)
Sarı Kartlar: Diego (Fenerbahçe), Veli Kavlak, Motta (Beşiktaş)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder