23 Ağustos 2015 Pazar

BEŞİKTAS 1 - 2 TRABZONSPOR (22/AĞUSTOS/2015)


Lige ilk hafta fırtına gibi giren ve Mersin İdman Yurdu'na adeta gol yağdıran Kara Kartal, ikinci hafta kendi sahasında ağırladığı Trabzonspor'a 2-1 yenilmekten kurtulamadı. Sezona öylesine heyecanlı başlamıştım ki Beşiktaş'ın uzun süre yenilgi yüzü görmeyeceğini düşünüyordum. İlk mağlubiyet beklediğimden çok daha erken geldi.

Yazının daha ilk iki cümlesinde içinizi kararttıysam kusura bakmayın. Önce yüzümüze çarpan tokadı layığıyla yaşayalım, sonra önümüzde neler olabileceğine bakarız.

Maçın mutlak favorisi Beşiktaş'tı demek doğru olmaz. Trabzonspor'un Türk futbolundaki yerini ve gücünü tartışmaya gerek yok. Geçmişte bazı yazılarımda kendilerini fazlasıyla eleştirmiş olmam da onları güçlü ve saygın bir rakip olmaktan çıkarmıyor. Yine de sezona çok iyi başlayan ve kadrosu neredeyse eksiksiz görünen Beşiktaş'ın bu maçtan mağlubiyetle ayrılması benim için beklenmedik bir sonuç oldu.

Üstelik kâğıt üzerinde saha ve seyirci avantajı da bizdeydi. Gerçi benim gibi Olimpiyat Stadyumu'nu bir saha avantajı olarak gören Beşiktaşlıların sayısı herhâlde parmakla gösterilecek kadar azdır. Yeni stadımızın tamamlanmasını sabırsızlıkla bekleyen taraftarların Olimpiyat'ı gerçek anlamda “evimiz” olarak görmemesini anlayabiliyorum. Yine de hiç stadımız olmamasındansa on binlerce Beşiktaşlıyı ağırlayabilecek bir yerde oynamanın da küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum.

Bahaneleri bir kenara bırakalım ve maça dönelim.



Quaresma'nın Beşiktaş'a dönüşü daha transfer gerçekleşmeden tartışılmaya başlanmıştı. Gereksiz bir transfer olduğunu söyleyenler, eski performansını gösteremeyeceğini düşünenler vardı. Ben ise tam tersine onun dönüşünden büyük heyecan duyduğumu daha ilk hafta yazmıştım. Mersin karşısındaki futbolundan sonra Trabzonspor maçında da beklentim doğal olarak yüksekti.

Beklentimin karşılığını da attığı muhteşem golle verdi.

Quaresma'nın Trabzonspor ağlarına gönderdiği o top, insanın futbolu neden sevdiğini hatırlatan türden bir goldü. Böyle vuruşları her hafta göremiyoruz. Ne yazık ki onun açısından gecenin hikâyesi yalnızca bu güzel golle sınırlı kalmadı.

Gördüğü iki sarı kartın ardından oyun dışında kaldı. Özellikle kartların değerlendirilme biçimi maç sırasında beni fazlasıyla öfkelendirdi. İlk sarı kartın ağır olduğunu düşündüm. İkinci kartta ise Quaresma, hakemin düdüğünü beklemeden serbest vuruşu kullandığı için cezalandırıldı. Kuralın uygulanmasına itiraz edebilirsiniz ya da edemezsiniz; benim asıl takıldığım nokta, zaten sarı kartı bulunan bir oyuncunun böylesine basit bir hareket yüzünden takımını on kişi bırakmasıydı.



Burada Quaresma'nın da daha dikkatli olması gerektiğini kabul etmek gerekiyor. Hakemin kararını beğenmemek başka şey, sarı kartınız varken ikinci karta yol açabilecek bir hareket yapmak başka şey. Böyle maçlarda yıldız oyuncuların yetenekleri kadar soğukkanlılıklarına da ihtiyaç var.

Yine de kırmızı kartın maçın dengesini ciddi biçimde değiştirdiği ortada. Quaresma'nın attığı harika golle beraberliği yakalayan Beşiktaş, onun oyun dışında kalmasının ardından hücumdaki en önemli silahlarından birini kaybetti. Trabzonspor gibi güçlü bir rakibe karşı eksik oynamaya başladığınızda işiniz doğal olarak çok daha zorlaşıyor.

Maçın ardından Quaresma transferini başından beri eleştirenlerin kırmızı kart üzerinden hemen aynı tartışmayı yeniden açmaları da bana aceleci geldi. Bir futbolcunun yaptığı hatayı eleştirmek başka, ikinci resmi maçında o oyuncu hakkında nihai hüküm vermek başka. Üstelik birkaç dakika önce attığı gol hâlâ gözümüzün önündeyken...

Ben Quaresma konusunda fikrimi değiştirmiş değilim. Beşiktaş'a çok şey katabileceğine hâlâ inanıyorum. Ama o da bu takıma yalnızca yeteneğiyle değil, gerektiğinde öfkesini ve heyecanını kontrol ederek katkı sağlamak zorunda.

Hakem yönetiminde itiraz ettiğim başka pozisyonlar da vardı. Özellikle Oğuzhan'ın ceza sahasında iki Trabzonsporlu oyuncuyla girdiği mücadelede penaltı bekledim. Hakem devam kararı verdi. Maç boyunca kartların ve faullerin değerlendirilme biçiminden zaten rahatsız olduğum için bu pozisyon da doğal olarak sinirimi artırdı.

Fakat bütün mağlubiyeti hakemin üzerine bırakmak kolaycılık olur.

Beşiktaş beraberliği yakalamıştı. Sonrasında on kişi kalmasına rağmen maçı kaybetmemek için yapılabilecek şeyler vardı. Trabzonspor da karşısına çıkan avantajı değerlendirdi ve galibiyeti aldı. Geçen hafta Mersin İdman Yurdu'nun hakkını nasıl teslim ettiysek, bugün de rakibimizin yaptığı işi görmezden gelemeyiz.

Daha ikinci haftadayız. İlk maçta beş gol attığımız için şampiyon olmadığımız gibi, bugün Trabzonspor'a yenildiğimiz için de sezon bitmiş değil. Hatta belki bu mağlubiyet, yeni teknik kadroya ve oyunculara sezon boyunca neleri daha iyi yapmaları gerektiğini erkenden gösteren faydalı bir uyarı olur.

Maç sırasında tribünlerden ülkenin birlik ve bütünlüğüne yönelik tezahüratlar yükselmesi de o günlerin ağır atmosferi içerisinde dikkatimi çeken anlardan biriydi. Futbolun bütün gürültüsünün arasında hayatını kaybeden insanların hatırlanmasını ve tribünlerin ortak bir duyarlılık göstermesini anlamlı buldum.

Geçen hafta beş gol atıp havalara uçmuştuk. Bu hafta evimizde kaybettik. Futbolun insanı birkaç gün içerisinde nereden nereye getirdiğinin bundan daha güzel örneği olabilir mi?

Uzun bir sezon bizi bekliyor.

Quaresma'nın golünü cebimize koyalım, kırmızı karttan dersimizi çıkaralım ve yolumuza devam edelim.



Stadyum: Atatürk Olimpiyat Stadyumu

Hakemler: Ali Palabıyık, Mehmet Cem Satman, Serkan Çimen, Serkan Gençerler (4. Hakem)

Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, Motta, Atiba, Oğuzhan (Dk.85 Kerim), Gökhan, Olcay (Dk.70 Necip), Quaresma, Cenk (Dk.63 Gomez)

Yedekler: Günay, Necip, Serdar, İsmail, Sosa, Kerim, Gomez

Teknik Direktör: Şenol Güneş

Trabzonspor: Onur, Aykut, Cavanda, Mustafa, Constant, Erkan, M’bia, Özer (Dk.74 Sefa), Yusuf (Dk.87 Salih), Okay (Dk.74 Medjani), N’Doye

Yedekler: Alvarado, Salih, Alper, Aytaç, Sefa, Medjani, Cardozo

Teknik Direktör: Shota Arveladze

Goller: Yusuf (Dk.53), Quaresma (Dk.57), Erkan (Dk.84)

Sarı Kartlar: M’bia (Dk.22), Motta (Dk.24), Quaresma (Dk.45+2, 60), Erkan (Dk.47), Beck (Dk.52), Salih (Dk.90), Ersan (Dk.90+4)

Kırmızı Kart: Quaresma (Dk.60) 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder