Lige ilk
hafta fırtına gibi giren ve Mersin İdman Yurdu'na adeta gol yağdıran Kara
Kartal, ikinci hafta kendi sahasında ağırladığı Trabzonspor'a 2-1 yenilmekten
kurtulamadı. Sezona öylesine heyecanlı başlamıştım ki Beşiktaş'ın uzun süre
yenilgi yüzü görmeyeceğini düşünüyordum. İlk mağlubiyet beklediğimden çok daha
erken geldi.
Yazının daha
ilk iki cümlesinde içinizi kararttıysam kusura bakmayın. Önce yüzümüze çarpan
tokadı layığıyla yaşayalım, sonra önümüzde neler olabileceğine bakarız.
Maçın mutlak
favorisi Beşiktaş'tı demek doğru olmaz. Trabzonspor'un Türk futbolundaki yerini
ve gücünü tartışmaya gerek yok. Geçmişte bazı yazılarımda kendilerini
fazlasıyla eleştirmiş olmam da onları güçlü ve saygın bir rakip olmaktan
çıkarmıyor. Yine de sezona çok iyi başlayan ve kadrosu neredeyse eksiksiz
görünen Beşiktaş'ın bu maçtan mağlubiyetle ayrılması benim için beklenmedik bir
sonuç oldu.
Üstelik kâğıt
üzerinde saha ve seyirci avantajı da bizdeydi. Gerçi benim gibi Olimpiyat
Stadyumu'nu bir saha avantajı olarak gören Beşiktaşlıların sayısı herhâlde
parmakla gösterilecek kadar azdır. Yeni stadımızın tamamlanmasını sabırsızlıkla
bekleyen taraftarların Olimpiyat'ı gerçek anlamda “evimiz” olarak görmemesini
anlayabiliyorum. Yine de hiç stadımız olmamasındansa on binlerce Beşiktaşlıyı
ağırlayabilecek bir yerde oynamanın da küçümsenmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Bahaneleri
bir kenara bırakalım ve maça dönelim.
Quaresma'nın
Beşiktaş'a dönüşü daha transfer gerçekleşmeden tartışılmaya başlanmıştı.
Gereksiz bir transfer olduğunu söyleyenler, eski performansını
gösteremeyeceğini düşünenler vardı. Ben ise tam tersine onun dönüşünden büyük
heyecan duyduğumu daha ilk hafta yazmıştım. Mersin karşısındaki futbolundan
sonra Trabzonspor maçında da beklentim doğal olarak yüksekti.
Beklentimin
karşılığını da attığı muhteşem golle verdi.
Quaresma'nın
Trabzonspor ağlarına gönderdiği o top, insanın futbolu neden sevdiğini
hatırlatan türden bir goldü. Böyle vuruşları her hafta göremiyoruz. Ne yazık ki
onun açısından gecenin hikâyesi yalnızca bu güzel golle sınırlı kalmadı.
Gördüğü iki
sarı kartın ardından oyun dışında kaldı. Özellikle kartların değerlendirilme
biçimi maç sırasında beni fazlasıyla öfkelendirdi. İlk sarı kartın ağır
olduğunu düşündüm. İkinci kartta ise Quaresma, hakemin düdüğünü beklemeden
serbest vuruşu kullandığı için cezalandırıldı. Kuralın uygulanmasına itiraz
edebilirsiniz ya da edemezsiniz; benim asıl takıldığım nokta, zaten sarı kartı
bulunan bir oyuncunun böylesine basit bir hareket yüzünden takımını on kişi
bırakmasıydı.
Burada
Quaresma'nın da daha dikkatli olması gerektiğini kabul etmek gerekiyor. Hakemin
kararını beğenmemek başka şey, sarı kartınız varken ikinci karta yol açabilecek
bir hareket yapmak başka şey. Böyle maçlarda yıldız oyuncuların yetenekleri
kadar soğukkanlılıklarına da ihtiyaç var.
Yine de
kırmızı kartın maçın dengesini ciddi biçimde değiştirdiği ortada. Quaresma'nın
attığı harika golle beraberliği yakalayan Beşiktaş, onun oyun dışında
kalmasının ardından hücumdaki en önemli silahlarından birini kaybetti.
Trabzonspor gibi güçlü bir rakibe karşı eksik oynamaya başladığınızda işiniz
doğal olarak çok daha zorlaşıyor.
Maçın
ardından Quaresma transferini başından beri eleştirenlerin kırmızı kart
üzerinden hemen aynı tartışmayı yeniden açmaları da bana aceleci geldi. Bir
futbolcunun yaptığı hatayı eleştirmek başka, ikinci resmi maçında o oyuncu
hakkında nihai hüküm vermek başka. Üstelik birkaç dakika önce attığı gol hâlâ
gözümüzün önündeyken...
Ben Quaresma
konusunda fikrimi değiştirmiş değilim. Beşiktaş'a çok şey katabileceğine hâlâ
inanıyorum. Ama o da bu takıma yalnızca yeteneğiyle değil, gerektiğinde
öfkesini ve heyecanını kontrol ederek katkı sağlamak zorunda.
Hakem
yönetiminde itiraz ettiğim başka pozisyonlar da vardı. Özellikle Oğuzhan'ın
ceza sahasında iki Trabzonsporlu oyuncuyla girdiği mücadelede penaltı bekledim.
Hakem devam kararı verdi. Maç boyunca kartların ve faullerin değerlendirilme
biçiminden zaten rahatsız olduğum için bu pozisyon da doğal olarak sinirimi
artırdı.
Fakat bütün
mağlubiyeti hakemin üzerine bırakmak kolaycılık olur.
Beşiktaş
beraberliği yakalamıştı. Sonrasında on kişi kalmasına rağmen maçı kaybetmemek
için yapılabilecek şeyler vardı. Trabzonspor da karşısına çıkan avantajı
değerlendirdi ve galibiyeti aldı. Geçen hafta Mersin İdman Yurdu'nun hakkını
nasıl teslim ettiysek, bugün de rakibimizin yaptığı işi görmezden gelemeyiz.
Daha ikinci
haftadayız. İlk maçta beş gol attığımız için şampiyon olmadığımız gibi, bugün
Trabzonspor'a yenildiğimiz için de sezon bitmiş değil. Hatta belki bu
mağlubiyet, yeni teknik kadroya ve oyunculara sezon boyunca neleri daha iyi
yapmaları gerektiğini erkenden gösteren faydalı bir uyarı olur.
Maç sırasında
tribünlerden ülkenin birlik ve bütünlüğüne yönelik tezahüratlar yükselmesi de o
günlerin ağır atmosferi içerisinde dikkatimi çeken anlardan biriydi. Futbolun
bütün gürültüsünün arasında hayatını kaybeden insanların hatırlanmasını ve
tribünlerin ortak bir duyarlılık göstermesini anlamlı buldum.
Geçen hafta
beş gol atıp havalara uçmuştuk. Bu hafta evimizde kaybettik. Futbolun insanı
birkaç gün içerisinde nereden nereye getirdiğinin bundan daha güzel örneği
olabilir mi?
Uzun bir
sezon bizi bekliyor.
Quaresma'nın golünü cebimize
koyalım, kırmızı karttan dersimizi çıkaralım ve yolumuza devam edelim.
Stadyum: Atatürk Olimpiyat Stadyumu
Hakemler: Ali Palabıyık, Mehmet Cem Satman, Serkan Çimen, Serkan Gençerler (4.
Hakem)
Beşiktaş: Tolga, Beck, Rhodolfo, Ersan, Motta, Atiba, Oğuzhan (Dk.85 Kerim),
Gökhan, Olcay (Dk.70 Necip), Quaresma, Cenk (Dk.63 Gomez)
Yedekler: Günay, Necip, Serdar, İsmail, Sosa, Kerim, Gomez
Teknik Direktör: Şenol Güneş
Trabzonspor: Onur, Aykut, Cavanda, Mustafa, Constant, Erkan, M’bia, Özer (Dk.74
Sefa), Yusuf (Dk.87 Salih), Okay (Dk.74 Medjani), N’Doye
Yedekler: Alvarado, Salih, Alper, Aytaç, Sefa, Medjani, Cardozo
Teknik Direktör: Shota Arveladze
Goller: Yusuf (Dk.53), Quaresma (Dk.57), Erkan (Dk.84)
Sarı Kartlar: M’bia (Dk.22), Motta (Dk.24), Quaresma (Dk.45+2, 60), Erkan (Dk.47),
Beck (Dk.52), Salih (Dk.90), Ersan (Dk.90+4)
Kırmızı Kart: Quaresma (Dk.60)




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder