Beşiktaş, 2016-2017 sezonu Şampiyonlar Ligi'ndeki ikinci maçında Ukrayna
temsilcisi Dinamo Kiev'i Vodafone Arena'da ağırladı. Her dakikası ayrı bir
heyecana sahne olan karşılaşma iki takım açısından da oldukça zorlu geçti ve
1-1'lik beraberlikle sonuçlandı.
Her
şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Vodafone Arena Beşiktaş'a çok şey kattı.
Yeni stadın atmosferi işin büyüsünü öylesine güçlendirdi ki Beşiktaş kendi
sahasında bambaşka bir takım görüntüsü vermeye başladı. Dinamo Kiev de bu
atmosferden zamanla nasibini aldı. Maçın başında bundan pek etkilenmemiş
görünen misafir takım, dakikalar ilerledikçe hücuma çıkmakta daha fazla
zorlanmaya başladı.
Dinamo
Kiev'in güçlü ve özellikle hızlı hücumlarda tehlikeli olabilecek bir takım
olduğu belliydi. Buna karşılık Beşiktaş rakibine yakın oynayıp ceza sahası
çevresindeki baskısını artırdıkça oyunun kontrolünü ele geçirmeye başladı.
Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü kadro da hoşuma gitti. Özellikle Talisca'nın ilk
on birde başlaması gerektiğini düşünüyordum ve öyle de oldu. İlk yarıda kendi
çabasıyla iki önemli gol pozisyonu yarattı. Bunlardan özellikle ceza sahasına
doğru tek başına yaptığı koşu seyir zevki yüksek bir pozisyondu. Bir de golle
sonuçlansaydı gerçekten unutulmaz olurdu.
Beşiktaş'ın
iyi oyununu artık bir golle süslemesi gerekiyordu ve beklediğimiz an 29.
dakikada geldi. Ceza sahasını karşıdan gören bir noktadan kazanılan serbest
vuruşun başına elbette Quaresma geçti. Q7, jeneriklere yakışacak güzellikte bir
vuruşla topu kalenin köşesine gönderdi. Top adeta örümcek ağlarını temizleyerek
ağlarla buluştu. Tam bir Quaresma golüydü.
Golden sonra Beşiktaş'ın kendine
güveni daha da arttı. Quaresma bir kez de kendine özgü trivela vuruşuyla kaleyi
yokladı. Aboubakar da önemli bir gol fırsatı yakaladı ancak ikinci gol gelmedi.
Hakemin eklediği iki dakika da skoru değiştirmeyince ilk yarı Beşiktaş'ın 1-0
üstünlüğüyle tamamlandı.
İkinci
yarının başında oyunun kontrolü yine büyük ölçüde Beşiktaş'taydı. Talisca ve
Quaresma kaleyi yoklamaya devam etti ancak sanki ilk yarıdaki üstünlük takıma
biraz fazla güven vermişti. Daha açık oynamaya başladık. Bir pozisyonda kendi
ceza sahamızda öylesine tehlikeli bir top kaybettik ki Fabri'nin müdahalesi
olmasa golü yememiz işten bile değildi. Ne yazık ki bu pozisyon biraz sonra
olacakların habercisi gibiydi.
62. dakikada oyuna giren Viktor Tsygankov, yalnızca üç dakika sonra
Beşiktaş ağlarını buldu ve skoru 1-1'e getirdi. Golden sonra Şenol Güneş'in
hamlesi yine hücumdan yana oldu. Adriano'nun yerine Cenk'i oyuna aldı. Açıkçası
böyle oynadığımız bir karşılaşmanın beraberlikle sonuçlanmasına razı olmak
kolay değildi.
Skor
eşitlenince oyundaki denge de değişmeye başladı. Tempo düşmese bile mücadele
daha fazla orta sahaya yayıldı. Dinamo Kiev'in beraberlik golüyle birlikte
kendine güven kazanması bizim açımızdan tehlikeliydi. Buna karşılık Beşiktaş'ın
galibiyet isteğinden vazgeçmemesi umut veriyordu. Şenol Güneş 76. dakikada bu
kez Tolgay'ın yerine Gökhan'ı oyuna aldı. Tolgay o gece oyunun içinde biraz
kaybolmuştu ve taze bir hücum hamlesine ihtiyaç vardı.
Son
bölümlerde Dinamo Kiev uzaktan şutlarla kalemizi tehdit etmeye başlarken
Beşiktaş da hücumlarını artırdı. Kazanma arzusu zaman zaman oyunumuzu biraz
hırçınlaştırsa da takım son ana kadar galibiyet golünü aradı. 84. dakikada
Aboubakar'ın yerine Kerim'in girmesiyle Şenol Güneş elindeki hücum
seçeneklerini büyük ölçüde kullanmış oldu.
Dinamo
Kiev'in 86. dakikada geliştirdiği tehlikeli atakta yüreğimiz ağzımıza geldi ama
Fabri kritik müdahalesiyle bizi ayakta tuttu. Benfica maçında kaleci tercihini
uzun uzun sorgulamıştım; bu kez doğru kaleci seçiminin ne kadar önemli
olabileceğini sahada gördük.
Quaresma
ise son dakikaya kadar her şeyini ortaya koyuyordu. Elinden gelse maçı tek
başına alacak gibiydi. Doksan dakika tamamlandığında hakem üç dakika daha
oynattı ancak bu süre de aradığımız golü getirmedi ve karşılaşma 1-1 sona erdi.
Şimdi şapkamızı önümüze koyup
gerçekleri konuşalım. Beşiktaş iyi oynadı ama Şampiyonlar Ligi'nde kendi
sahasında alınan bu beraberlik beni pek memnun etmedi. Benfica deplasmanında
son dakikada kazanılan bir puan ne kadar değerliyse, Vodafone Arena'da bırakılan
iki puan da ilerleyen haftalarda o kadar aranabilir. Avrupa kupalarında kendi
sahanda toplayacağın puanlar, gruptan çıkma mücadelesinde büyük önem taşıyor.
Bu
beraberliğin ileride önümüze nasıl çıkacağını şimdiden bilmek mümkün değil.
Daha önce Avrupa'da “Ah, şu maçta kaybettiğimiz puanlar olmasaydı” dediğimiz
çok oldu. Umarım sezon sonunda Dinamo Kiev karşılaşmasına dönüp aynı şeyi
söylemek zorunda kalmayız.
Beşiktaş'ın
oynadığı futbol ve ortaya koyduğu mücadele ise gelecek maçlar için umut
veriyor. Benfica deplasmanından alınan bir puanın ardından Dinamo Kiev
karşısında da yenilmedik. Şimdi önemli olan bu oyunun karşılığını
galibiyetlerle almaya başlamak.
Umarım
bütün bu çabanın meyvesi, yıllardır özlemini çektiğimiz şekilde Şampiyonlar
Ligi grubundan çıkmak olur.
Stadyum: Vodafone Arena
Hakemler: Felix Zwayer, Markus Hacker, Claude Runavot (Almanya)
Beşiktaş: Fabricio, Beck, Marcelo, Tosic, Caner Erkin, Tolgay Arslan (Dk.76
Gökhan İnler), Hutchinson, Quaresma, Talisca, Adriano (Dk.68 Cenk Tosun),
Aboubakar (Dk.86 Kerim)
Dinamo Kiev: Rudko, Morozyuk, Khacheridi, Vida, Antunes, Garmash, Rybalka,
Buyalskiy (Dk. 22 Korzun), Yarmolenko, Gonzalez (Dk.62 Tsygankov), Moraes
(Dk.78 Gladkyy)
Goller: Dk. 29 Quaresma (Beşiktaş), Dk.65 Tsygankov (Dinamo Kiev)
Sarı Kartlar: Adriano, Tolgay Arslan (Beşiktaş), Korzun, Vida (Dinamo Kiev)



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder