28 Eylül 2016 Çarşamba

BEŞİKTAŞ 1 - 1 DINAMO KIEV (28/EYLÜL/2016)


Beşiktaş, 2016-2017 sezonu Şampiyonlar Ligi'ndeki ikinci maçında Ukrayna temsilcisi Dinamo Kiev'i Vodafone Arena'da ağırladı. Her dakikası ayrı bir heyecana sahne olan karşılaşma iki takım açısından da oldukça zorlu geçti ve 1-1'lik beraberlikle sonuçlandı.

Her şeyden önce şunu söylemek istiyorum: Vodafone Arena Beşiktaş'a çok şey kattı. Yeni stadın atmosferi işin büyüsünü öylesine güçlendirdi ki Beşiktaş kendi sahasında bambaşka bir takım görüntüsü vermeye başladı. Dinamo Kiev de bu atmosferden zamanla nasibini aldı. Maçın başında bundan pek etkilenmemiş görünen misafir takım, dakikalar ilerledikçe hücuma çıkmakta daha fazla zorlanmaya başladı.

Dinamo Kiev'in güçlü ve özellikle hızlı hücumlarda tehlikeli olabilecek bir takım olduğu belliydi. Buna karşılık Beşiktaş rakibine yakın oynayıp ceza sahası çevresindeki baskısını artırdıkça oyunun kontrolünü ele geçirmeye başladı. Şenol Güneş'in sahaya sürdüğü kadro da hoşuma gitti. Özellikle Talisca'nın ilk on birde başlaması gerektiğini düşünüyordum ve öyle de oldu. İlk yarıda kendi çabasıyla iki önemli gol pozisyonu yarattı. Bunlardan özellikle ceza sahasına doğru tek başına yaptığı koşu seyir zevki yüksek bir pozisyondu. Bir de golle sonuçlansaydı gerçekten unutulmaz olurdu.

Beşiktaş'ın iyi oyununu artık bir golle süslemesi gerekiyordu ve beklediğimiz an 29. dakikada geldi. Ceza sahasını karşıdan gören bir noktadan kazanılan serbest vuruşun başına elbette Quaresma geçti. Q7, jeneriklere yakışacak güzellikte bir vuruşla topu kalenin köşesine gönderdi. Top adeta örümcek ağlarını temizleyerek ağlarla buluştu. Tam bir Quaresma golüydü.

TALISCA ŞIK BİR RÖVEŞATA DENEMESİ İLE RAKİP KALEYİ YOKLADI

Golden sonra Beşiktaş'ın kendine güveni daha da arttı. Quaresma bir kez de kendine özgü trivela vuruşuyla kaleyi yokladı. Aboubakar da önemli bir gol fırsatı yakaladı ancak ikinci gol gelmedi. Hakemin eklediği iki dakika da skoru değiştirmeyince ilk yarı Beşiktaş'ın 1-0 üstünlüğüyle tamamlandı.

İkinci yarının başında oyunun kontrolü yine büyük ölçüde Beşiktaş'taydı. Talisca ve Quaresma kaleyi yoklamaya devam etti ancak sanki ilk yarıdaki üstünlük takıma biraz fazla güven vermişti. Daha açık oynamaya başladık. Bir pozisyonda kendi ceza sahamızda öylesine tehlikeli bir top kaybettik ki Fabri'nin müdahalesi olmasa golü yememiz işten bile değildi. Ne yazık ki bu pozisyon biraz sonra olacakların habercisi gibiydi.

62. dakikada oyuna giren Viktor Tsygankov, yalnızca üç dakika sonra Beşiktaş ağlarını buldu ve skoru 1-1'e getirdi. Golden sonra Şenol Güneş'in hamlesi yine hücumdan yana oldu. Adriano'nun yerine Cenk'i oyuna aldı. Açıkçası böyle oynadığımız bir karşılaşmanın beraberlikle sonuçlanmasına razı olmak kolay değildi.

Skor eşitlenince oyundaki denge de değişmeye başladı. Tempo düşmese bile mücadele daha fazla orta sahaya yayıldı. Dinamo Kiev'in beraberlik golüyle birlikte kendine güven kazanması bizim açımızdan tehlikeliydi. Buna karşılık Beşiktaş'ın galibiyet isteğinden vazgeçmemesi umut veriyordu. Şenol Güneş 76. dakikada bu kez Tolgay'ın yerine Gökhan'ı oyuna aldı. Tolgay o gece oyunun içinde biraz kaybolmuştu ve taze bir hücum hamlesine ihtiyaç vardı.

Son bölümlerde Dinamo Kiev uzaktan şutlarla kalemizi tehdit etmeye başlarken Beşiktaş da hücumlarını artırdı. Kazanma arzusu zaman zaman oyunumuzu biraz hırçınlaştırsa da takım son ana kadar galibiyet golünü aradı. 84. dakikada Aboubakar'ın yerine Kerim'in girmesiyle Şenol Güneş elindeki hücum seçeneklerini büyük ölçüde kullanmış oldu.

Dinamo Kiev'in 86. dakikada geliştirdiği tehlikeli atakta yüreğimiz ağzımıza geldi ama Fabri kritik müdahalesiyle bizi ayakta tuttu. Benfica maçında kaleci tercihini uzun uzun sorgulamıştım; bu kez doğru kaleci seçiminin ne kadar önemli olabileceğini sahada gördük.

Quaresma ise son dakikaya kadar her şeyini ortaya koyuyordu. Elinden gelse maçı tek başına alacak gibiydi. Doksan dakika tamamlandığında hakem üç dakika daha oynattı ancak bu süre de aradığımız golü getirmedi ve karşılaşma 1-1 sona erdi.


QUARESMA BU MAÇTA HER ŞEYİNİ ORTAYA KOYDU

Şimdi şapkamızı önümüze koyup gerçekleri konuşalım. Beşiktaş iyi oynadı ama Şampiyonlar Ligi'nde kendi sahasında alınan bu beraberlik beni pek memnun etmedi. Benfica deplasmanında son dakikada kazanılan bir puan ne kadar değerliyse, Vodafone Arena'da bırakılan iki puan da ilerleyen haftalarda o kadar aranabilir. Avrupa kupalarında kendi sahanda toplayacağın puanlar, gruptan çıkma mücadelesinde büyük önem taşıyor.

Bu beraberliğin ileride önümüze nasıl çıkacağını şimdiden bilmek mümkün değil. Daha önce Avrupa'da “Ah, şu maçta kaybettiğimiz puanlar olmasaydı” dediğimiz çok oldu. Umarım sezon sonunda Dinamo Kiev karşılaşmasına dönüp aynı şeyi söylemek zorunda kalmayız.

Beşiktaş'ın oynadığı futbol ve ortaya koyduğu mücadele ise gelecek maçlar için umut veriyor. Benfica deplasmanından alınan bir puanın ardından Dinamo Kiev karşısında da yenilmedik. Şimdi önemli olan bu oyunun karşılığını galibiyetlerle almaya başlamak.

Umarım bütün bu çabanın meyvesi, yıllardır özlemini çektiğimiz şekilde Şampiyonlar Ligi grubundan çıkmak olur.

Stadyum: Vodafone Arena

Hakemler: Felix Zwayer, Markus Hacker, Claude Runavot (Almanya)

Beşiktaş: Fabricio, Beck, Marcelo, Tosic, Caner Erkin, Tolgay Arslan (Dk.76 Gökhan İnler), Hutchinson, Quaresma, Talisca, Adriano (Dk.68 Cenk Tosun), Aboubakar (Dk.86 Kerim)

Dinamo Kiev: Rudko, Morozyuk, Khacheridi, Vida, Antunes, Garmash, Rybalka, Buyalskiy (Dk. 22 Korzun), Yarmolenko, Gonzalez (Dk.62 Tsygankov), Moraes (Dk.78 Gladkyy)

Goller: Dk. 29 Quaresma (Beşiktaş), Dk.65 Tsygankov (Dinamo Kiev)

Sarı Kartlar: Adriano, Tolgay Arslan (Beşiktaş), Korzun, Vida (Dinamo Kiev)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder